feride çelik

feride çelik
@ferricius
Olumlu, güzel, iyilikle düşünelim
Az şey mi barış içinde yaşaması bütün halkın Evlerde şölen yapıp ozanı dinlemesi
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türkiye tek kültürlü değil, çok kültürlü bir ülkedir. Dün böyleydi, bu gün de böyledir. Çok kültürlü bir ülkede "tek ulus, tek kültür " düşüncesinin resmi düşünce haline gelmesi ve bunda ısrar edilmesi her şeyden önce ülkeyi çok zayıflatır, dinamizmini keser, sağırlar diyaloğunun hakim olduğu bir çöl haline getirir,vatandaşları huzursuz, sıkıntılı, durmadan terleyen savcı sanık haline getirir. Kültürler arası ilişkiyi keser, kültürleri birbirinden ve dünyadan izole eder, onları fakirleştirir, basitleştirir, önyargılar yaratır,kültürler arasına nifak tohumları eker, çelişkileri çıkarır, kuşkular yaratır, gerilimi durmadan arttırarak insanları birbirinden alabildiğince uzaklaştırır.
Sürekli bir geçmişi yaşamak ve geçmişi yeniden yaratmak aynı şey değildir. Köreltici bir nostalji ve yaratıcı bir hayaller alemi arasında büyük fark vardır. Geleceği öngörebilmek ve tasvir edebilmek için anıların gölgesiyle yaşamak ile ısrarla zamanın dışına düşmüş bir yaşamda inat etmek arasındaki fark büyüktür.
Milliyetçiliğin VE ırkçılığın taşlaştırdığı yüreklerin yol açtığı, anlatılması imkansız insani olanaklarla dolu, çılgınlıkların sonucu ne oldu? Tarih yineledi, her zaman olan şey yine oldu, çılgınlıklar başarılı olamadı. Çılgınlıkların dipsiz ve karanlık bir kuyu olduğu görüldü. Ancak insanlığın en ciddi hastalığı olan bir şey yineledi,:unutkanlık. Büyük Bi dünya savaşından çıkmış yorgun dünya, çılgınlıkları kısa zamanda unuttu. Yeniden, daha acımasızını daha kapsamlısını yaşamak üzere çılgınlıklara ilişkin tarih perdesini kapattı hayır, kapattığını sandı. Tarih kitapları, yaptıklarıyla yüzyılımızın en büyük çılgını şanını hak eden Adolf hitlerin çılgınlıkların eşiğinde olduğu bir dönemde 22ağustos 1939da çılgınlıkları yönetecek askeri şeflerine şöyle söylediğini yazar:''Ermeni katliamından hala söz eden kimseler var mı? '' yok, hiç kimse yoktu.
Hepimizin başından geçmiş insani bir deneydir;bir şeyi, bir dönemi, olayı, insanı, ilişkiyi ya da güzelliği ölçüsüz hisseder, duyar ve yaşarız. Ancak zamanla, kimi kez farkında da olmadan, egemen olmadığımız, kontrol edemediğimiz nedenlerle, o doyasıya yaşadıklarımızdan uzaklaşır ve onları yitiririz. Ve zamanla yitirdiklerimize ilişkin, şu duygu egemen hale gelir:kendileri artık yitip gitmiştir, bir tek, yüreğimiz ve ruhumuzda onların kıpırdayan gölgeleri, silikleşen sesleri ve brlirsizleşen renkleri kalmıştır. Yani, yeniden zamanı geldiğinde "yitik bir zamanın peşine" düşebilmek için zorunlu olan şeyler yürek ve ruhumuzun gizli köşelerinde kalmıştır artık..