• ‘’Tapılası!’’ Yaşamımda milyonlarca bedenle karşılaşırım; bu milyonlarca bedenden ancak birkaç yüzünü arzularım; ama bu birkaç yüzden yalnızca birini severim. Aşık olduğum öteki bana arzumun özgüllüğünü gösterir.Bu seçim –öylesine titizdir ki yalnızca Tek’i alıkoyar-, söylediklerine göre, çözümsel geçişimle aşk geçişimi arasındaki ayrımı oluşturur; beriki evrenseldir, öteki özgül. Binlerce İmge arasında arzuma uygun İmge’yi bulabilmem için, nice rastlantılar, nice şaşırtıcı rastlaşımlar (belki de araştırmalar) gerekmiştir. Çözümünü hiçbir zaman bilemeyeceğim bir büyük bilmecedir bu: Neden Şunu arzuluyorum? Neden onu sürekli olarak, kendimden geçerek arzuluyorum? Bütünüyle o mu (bir gölge, bir biçim, bir hava mı) arzuladığım? Yoksa bu bedenin yalnızca bir parçası mı? Peki, bu durumda, bu sevilen bedende, benim için ‘’fetiş’’ iççağrısı taşıyan ne? Hangi parça, hangi rastlantı? Belki de inanılmaz ölçüde ufak bir şey. Bir tırnağın kesiliş biçimi, azıcık eğrilemesine kırılmış bir diş, saçın bir kıvrımı, konuşurken, sigara içerken, bir parmakları açma biçimi mi? Bedenin bütün bu kıvrımları konusunda, onların tapılası olduğunu söyleme isteği duyuyorum. Tapılası demek: onun tek olması bakımından, arzum budur demektir. Bununla birlikte, arzumun özgüllüğünü ne denli çok duyarsam, o denli az adlandırabilirim onu: hedef kesinleştikçe ad titrer; arzunun yerindeliği olsa olsa sözcenin uygunsuzluğuna yol açar. Bu dil başarısızlığından tek bir iz kalır geriye: ‘’tapılası’’ sözü.
  • İffet,belirli toplulukların bilinmeyen sebeplerden dolayı icat ettiği bir fetiş olabilir
  • Fetiş kelimesi, Portekiz dilinden alınmıştır. Portekizli gemiciler, Afrika'da vahşi kabilelerin saygı gösterdikleri maddi şeyleri "fetiş" adını vermişlerdir.
  • "Çűnkű namus bazı toplumlarca bilinmeyen nedenlerden icat edilmiş bir fetiş olabilir."
  • 174 syf.
    ·Puan vermedi
    İddialı seks pasajlarıyla türkiye için fazlasıyla cüretkar ve cesur bir kitap bu yüzden beğenmedim deseydim eminim yazarı çok mutlu olurdu. Bu kitle beni anlamıyor, daha geniş düşünmek gerek vs. vs. falan derdi. Oysaki ben bambaşka şey için yerden yere vuracağım bu çöpü. Edebiyat mezunu bir yazara yakışmış mı öncelikle bu kadar basit ve manasız bir kitap? Yani Birgül Oğuz da edebiyat mezunu bir yazar. Bir onun kalemine, kurgusuna bakıyorum bir de buna ve susuyorum.

    Birkaç yıl önce Vatan Gazete'sinde Mustafa Mutlu, yazarın serzenişi ile anmıştı bu kitabı. Mustafa Mutlu' ya mesaj atıp neden benim kitabımı yazmadınız, erotik diye mi çekiniyorsunuz falan demişti diye hatırlıyorum. Öncelikle sayın yazar, kitabınız erotik falan değil. Yani yeraltı edebiyatının -ki kendileri de çok matah bir şey değillerdir nazarımda- herhangi bir örneği sizin kitabınızdan çok daha erotik. Olabilir, zaten amacınız erotik bir kitap yazmak değildir muhtemelen, peki nedir? Erotizm kısmını da yok sayarsak elle tutulur hiçbir şey yok çünkü kitapta.

    Garip isimli, silik, sessiz bir kadın cumartesi geceleri pahalı kıyafetleri giyip mekanlara akıyor ve erkek kaldırıyor mekandan. Fikir güzel, ama uygulama vasat bile değil. Bir kere bence o kadar hazırlıksız ki kitap, bir paragrafın sonunda okuyucunun kafasında oluşabilecek bir sorunun cevabı tek cümleyle geçiştirilmiş her seferinde. Örneğin, ''Alev lüks bir araba kiraladı, saçlarını boyattı, bilmem ne marka kıyafetini giydi ve bilmem ne marka parfümünü sıktı. Yıllardır birikim yapmıştı ve maaşı da iyiydi dolayısıyla bu masrafları karşılamak zor olmuyordu'' (uydurdum cümleyi) gibi. Kitap 10 küsür bölümden oluşuyor sanırım ve bu 10 küsür bölümün tamamı aynı sıradanlıkta. Sadece fantaziler değişiyor. Bölümlerde genç, yaşlı, dominant, fetiş, siyahi, kadın, 2 erkekle grup, kaslı vs. vs. gibi kişilerle Alev' in yaptığı seksler anlatılıyor. Aslında anlatılmıyor, seks pasajları çok yetersiz, ama en fecisi diyaloglar. Artık lise öğrencileri bile karşı cinsle bu kadar saçma diyaloglara girmiyorlar.

    Yahu ''becer beni'' yazmak da mı zordu? Erotizmi ya direkt seks esnasına ilişkin uzun uzun yaptığın betimlemelerle verirsin ya da o sekse giden yolda yazdıklarınla. Bir tek spor salonunda kaslı çocukla yapılan seksin anlatıldığı pasajda biraz erotizm var denebilir. Onun dışında bölümlerdeki erotik cümle sayısı maksimum 3'tür. E erotizmi çıkartınca da dediğim gibi hiçbir şey kalmıyor geriye çünkü tüm bölümlerde 2 sayfa boyunca hangi kıyafeti giyeceğini(marka çok önemli), hangi mekanı ayarladığı, hangi arabayı kiraladığı ve hangi parfümü(parfüm virali gibi kitaptı) kullandığı anlatılıyor. Biraz fırlama herhangi bir lise öğrencisinin bir erkekle ya da kızla girişeceği cinsel içerikli bir diyalog bu kitaptan çok daha erotiktir. Ayrıca kanımca Eren Talu' ya net bir gönderme var kitapta. Bir bölümünde seks yaptığı mimarın tip tarifi ve hayatına ilşkin bilgiler Eren Talu' ya çok benziyordu.

    Kitabın sonu ise tam türk işi. Spoilerin damına koyarak bitiriyorum. Yıllar önce bekaretini verdiği(bu tanımı bulanın .....) adamı götürüyor farkında olmadan ve seks sırasında tanıyorlar birbirlerini ve gerçek aşk.... Bu nedir lan! Yuh! Kitabımı erotik mi buldunuz diye sitem et sonra da erotik bile olmayan kitabı bu kadar muhafazakar ve saçma bir şekilde sonlandır. Ama kitap genel olarak o kadar saçma ki bu son saçmalık çok da sırıtmamış gerçi. Tebrik ediyor ve bu yazıda adını kullandığım için Birgül Oğuz' dan özür diliyorum.
  • Biz, kendi kendine yetme, yardım istememe, belirli birkaç ilişki dışında tamamıyla kendimize özel olma konusunda bir fetiş yaratmışız gibi görünüyoruz