Gergin uykulardan, kör gecelerden
Bir sabah gelecek kardan aydınlık.
Sonra düğüm düğüm bilmecelerden
Bir sabah gelecek kardan aydınlık.
Gökten yağmur yağmur yağacak renkler
Daha hoş kokacak otlar, çiçekler
Ardından bitmeyen mutlu gerçekler
Bir sabah gelecek kardan aydınlık.
Vurulup ömrünün ilkbaharında
Kanından çiçekler açar yarında
Cümle şehitlerin omuzlarında
Bir sabah gelecek kardan aydınlık.
Işıklar dal-budak, her kolu İslâm
Gönüller, yürekler dopdolu İslâm
Tek ölçüsü İslâm, tek yolu İslâm
Bir sabah gelecek kardan aydınlık.
İzmir’in sağından, Van’ın solundan
Erzurum, Edirne, Hatay yolundan
Kapı kapı tekmil Anadolu’mdan
Bir sabah gelecek kardan aydınlık.
Abdurrahim Karakoç
"Aramamız gereken, başkasını iknâ yolları değil, kendimizin mukni oluşudur. Müslüman eğer beşikten mezâra n'için gittiğini biliyorsa , bu bilgisini süsleyip bir başkasına câzip kılmasına gerek kalmaz. Çünkü bu konudaki rahat ve emin tavrı başlı başına bir câzibe olacaktır. O zaman bir tür azâdlık yaşayacağımızı, bu azâde hâlimizin de başkalarını cezbedeceğini düşünebiliriz. Yâni beşikten mezâra giden yolda kendimize sağladığımız güven, başkalarına sunabileceğimiz güvenin kaynağıdır. Çağımızın propaganda, beyin yıkama ve şartlandırma metotları, kişinin kendi inanmadığı şeylere başkalarını inandırmasının yollarıdır. Müslümanların "bir iknâ metodu" aramaları kendilerini, kendi itîkadlarını alelâde bir doktrin seviyesinde görmeleri demektir ki bu, İslâm'a mahsus bilgiyi terkettiklerinin delili olabilir."
"Toprağa sizin yaratıldığınız esâs unsur olduğu bilgisinden bağımsız olarak, artık bu duyudan kopmuş olarak bakmaya başladınız. Bu yüzden ona saygı, sevgi, kardeşlik duymuyorsunuz. Sizin düşündüğünüz, sâdece onun nasıl bölüşülebileceği, ondan ne kadar ürün alınabileceği veya üzerinde hangi sarayın, hangi fabrikanın inşâ edileceğidir."