Feyyaz Koç

Feyyaz Koç
@feyyazkkoc
Araştırma Görevlisi
Doktora (devam)
Bingöl
Bingöl, 12 Kasım
398 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 07:21
Henri Pirenne’in Hazreti Muhammed ve Şarlman adlı kitabı oldukça faydalı bilgiler içermektedir. Kitap, Avrupa’nın Orta Çağ ve öncesindeki durumunu çok açıklayıcı bir şekilde ele almaktadır. Aslında Orta Çağ için kullanılan “Karanlık Çağ” ifadesi, İslam dünyası ve dünyanın geri kalanı için değil, daha çok Avrupa için geçerlidir. Ne yazık ki bu dönemin karanlık olduğu düşüncesi bütün dünya için geçerliymiş gibi kabul ettirilmiştir. Oysa aynı dönem, İslam dünyası açısından bir altın çağ ve aydınlık çağ olarak değerlendirilebilir. Kitabın yazarı bu dönemi ele alırken gerçekten iyi bir iş çıkarmıştır. Bu nedenle kitap, o dönemi merak edenler ve bu konudaki bilgisini geliştirmek isteyenler için ideal bir eserdir. Evet, kitabın akademik yönü ağırdır. Özellikle dipnotlar oldukça fazladır ve yabancı kelimeler sıkça kullanılmaktadır. Ancak bütün bunlara katlanıp bunları çözmeye çalıştıkça insan kendini geliştirebilmektedir. Bu açıdan güzel bir kitaptır. Tavsiye ederim.
1000Kitap
Hazreti Muhammed ve ŞarlmanHenri Pirenne · Pınar Yayınları · 201240 okunma
Reklam
6/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 15:58
Kırmızı Pazartesi oldukça sürükleyici bir kitaptı. Aslında insan bu eseri orijinal dili olan İspanyolca okumak isterdi, fakat ne yazık ki bu her zaman mümkün olmuyor. Türkçe çeviri olunca ister istemez bazı şeylerin tam olarak aynı etkiyi vermediğini hissediyorsunuz, ancak buna rağmen çevirinin de fena olmadığını söyleyebilirim. Zaten kitabın dünya çapında bu kadar yayılmış olması ve birçok dile çevrilmiş olması boşuna değil. Yazarın gerçekten usta bir kalemi olduğu çok açık. Bu yüzden Kırmızı Pazartesi’ni okunması gereken kitaplardan biri olarak görüyorum ve tavsiye ederim.
1000Kitap
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 16:57
Bu kitap, yazarı da Yahudi olan ve annesi ile babasının Nazi Holokostundan ya da Nazi Soykırımından kurtulduğu bir kişiye aittir. Yazar, Siyonist Yahudilerin özellikle Amerika'daki Yahudilerin ve İsrail'in Nazi Holokostunda ölen insanları kullanarak dünyayı nasıl sömürdüklerini ve hala nasıl sömürmeye devam ettiklerini anlatıyor. Bu sömürüyü filmlerle, sıklıkla izlediğimiz filmlerle, kitaplarla, konferanslarla, müzelerle yapıyorlar. Bu sömürü o kadar büyük olmuş ki artık bir endüstri haline dönmüş. İşte bundan dolayı ki yazar bu kitaba Holokost Endüstrisi ismini veriyor. Yani bugün de dünyanın başına bela olan bu Yahudilerin ne kadar pislik olduğunu, ne kadar aşağılık insanlar olduğunu örnekleriyle anlatıyor yazar. Okunması gereken bir kitaptır. Tavsiye ederim.
1000Kitap
Holokost EndüstrisiNorman G. Finkelstein · Kutadgu Yayınları · 2023258 okunma
7/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2025 08:36
Almanya’nın yeniden ayağa kalkmak için iş gücüne en çok ihtiyaç duyduğu yıllarda, yabancı işçilerin hayatı çok zor geçmiş ve bu kitap tam da onların dramını gösteriyor. Günter Wallraff, dışarıdan bakmakla yetinmiyor ve Ali Levent Sınırlıoğlu kimliğiyle işçilerin arasına girip onların yaşadıklarını bizzat kendi üzerinde deniyor. Özellikle Türkiye’den gitmiş insanların çektikleri büyük sıkıntılar anlatılıyor, ama aynı zamanda Yunanistan’dan, İtalya’dan ve başka ülkelerden gelenlerin de gördüğü haksızlıklar satır aralarında hissediliyor. Fabrikalarda uzun saatler çalışmak, çok kötü koşullarda barınmak ve sürekli ikinci sınıf muamele görmek işçilerin hayatının değişmez gerçeği olmuş. Alman toplumunun tamamı olmasa bile, iş dünyasında yabancılara karşı zalim ve küçümseyici tavırlar sıkça göze çarpıyor. Okurken insanın içi acıyor çünkü işçiler hem memleketlerinden uzakta hem de insanca yaşamaktan mahrum bırakılmışlar. Yazarın böyle bir cesaret göstermesi, yani başkasının yerine geçip onların sıkıntısını birebir yaşaması çok değerli bir şey. Anlattıklarını abartısız ve yalın bir dille sunması kitabın en güçlü tarafı oluyor. Ama bazı yerlerde aynı olayların tekrar tekrar anlatılması biraz sıkıcı bir etki bırakıyor. Buna rağmen işçilerin dramı öylesine ağır ki okur bu tekrarları bile tolere edebiliyor. Türkiye’den gidenlerin yaşadığı şeyler bize daha yakın geliyor, ama diğer yabancı işçilerin çektiği zorluklar da kitabı daha evrensel bir hale getiriyor. Anlattıkları sadece bir dönemin hikâyesi değil, aynı zamanda göçmenlerin hangi ülkeden olursa olsun hangi acılarla mücadele ettiklerini de gösteriyor. Kitap sert, hüzünlü ama düşündürücü. Okuyucuya hem empati kazandırıyor hem de tarihe farklı bir gözle bakmayı sağlıyor. Kusursuz olmasa bile, yabancı işçilerin hayatına ışık tutan
1000Kitap
En AlttakilerGünter Wallraff · Milliyet Yayınları · 1985257 okunma