Tam da varlığımızın bir buz kesiği gibi yandığı bu vakitlerde, tam da makineler ruhumuzu çekip almak için tırnaklarını geçirmişken gözbebeklerimize, tam da kapkara bir duman evlerimize sızıp kitaplarımıza bulaşacakken evine döndük yüzlerimizi.
Varlığımızı, onurunuzu, geleceğimizi, umutlarımızı yeniden dirilt.
Ellerimizi tut.
Ellerimizde derman kalmadı. Biz bıraksak da sen tut.
Bizi kendimize bile bırakma Rabbimiz.
Kalbimden neler geçtiğini, kafamda biriktirdiklerimi, tasarladığım her şeyi bildiğini düşünüyorum. En azından tüm bunları hissettiğini. Belki de böyle bir beklenti benimkisi. Çünkü bunları sana asla söylemeyeceğim.
Asla söyleyemeyeceğim.
Oysa o kadar dilimin ucundalar ki.
Rüzgar esse düşecekmiş gibi, gözlerime baksan, giderken başını bir kez geriye çevirsen, ağzımdan dökülüverecek kadar dilimin ucunda. Uzunca susuşlarım, ağzımı bile açmadan öylece kalakalıp, bakışlarımı kaçırışım hep bundan.