Garip duygularla bitirdiğim roman için birkaç cümle yazmak istiyorum. Servetifünun döneminin karamsar, içe dönük, hassas ruh halini açıkça yansıtan bir eser. Eski İstanbul’u kaleme alan ve güzellemeler yapan eserlerden farklı olarak İstanbul’un yerilmesi, eserde dikkati çeken ilk özellik oluyor. İçerik olarak baktığımızda ince bir kitap olmasına karşın oldukça geniş ve yoruma açık konular mevcut. Romanda olaylar dışında çeşitli bakış açıları, baskıcı ve ataerkil topluma dair eleştiriler ve kadın-erkek eşitsizliği üzerinde sıkça durulmuş. Yazar döneme dair eleştirilerini Pervin’in ağzından anlatmış. Yer yer katıldığımız, hak verdiğimiz, yer yer de istemsizce eleştirdiğimiz noktalar olabiliyor.
Romanın sonuna geldiğimde ise (SPOİLER içerir) sanki yarım kalmış, böyle olmaması gerekiyormuş hissine kapıldım. Açıkçası Behiç karakterinin, amca bey ve ailesinin bahsettiği gibi olmadığını düşünüyorum. Kıskançlıktan ötürü kasten yapılmış olabileceğini düşündüm ancak pat diye konu bitti. Mutsuz son gibi ama biraz da açık uçlu, yani bizim hayal dünyamıza kalmış bir şey gibi oldu. Dolayısıyla da başta dediğim gibi ciddi anlamda garip duygularla tamamladığım bir roman oldu. :)