Kitabın birinci kısmının birinci bölümü, norm ve realite kavramları üzerinden İslam'ın normlarından günümüz iktisadi realitelerine mi yoksa iktisadi realitelerden İslam'ın normalarına mı doğru bir yol izleneceğinin izahatını yapıyor. Bu bağlamda İslam'ın, iktisat da dahil diğer bütün bilimlerde de olduğu gibi bir helal dairesinin olduğunu ve genel olarak ef'âl-i mükellefin kalemlerinin içerisinde çizilen bu dairede, İslami iktisadın zemininin nasıl oluşturulması gerekliliği fıkhi kaideler ile kitapta sunulmuştur. İslam'ın belirlediği bu hudutlar çerçevesinde bir serbest bölgenin var olduğu ve bu serbest bölgenin izin verdiği ölçüde tek ve çoğul olarak İslam iktisat sistemi tartşılmış, kanaate göre çoğul bir İslam iktisat sisteminin varlığı hususunda fikir beyan edilmiştir. Ayrıca kitapta İslam İktisadı mı yoksa "İslami İktisat" mı sorusu, anlam ve kullanım bakımından incelenmiş ve "İslami iktisat" kavramının kullanımı daha doğru bulunmuştur. Bununla birlikte "İslam iktisadı" kavramının da kullanılmasında şimdilik bir mahsur görülmemiştir. Ek olarak İslam iktisadının mikro, makro ve uluslararası düzeyde tatbik edilmesindeki eksikliklere eleştiriler getirilerek bu anlamda henüz sistemin işlerliğinin mümkün olmadığı ve halihazırda başlangıç aşamasında olduğu açıklanmıştır.
İkinci bölümde İslam iktisadı sisteminin müslüman ülkelerde finans sektöründe tatbik edilmesi tecrübeleri olumlu ve olumsuz yönleriyle anlatılmıştır.
Üçüncü bölümde ise birinci bölümde uzun uzadıya anlatılmak istenen İslam iktisadının metodolojik olarak ele alınmasının tartışmaları anlatılmış adeta birinci bölümün usul anlamında bir özeti olduğu veciz bir konuşma olmuştur.
Dördüncü bölümde, İslam iktisadı fikrinin Türkiye'de hangi dönemden itibaren başladığı ve başlarda bir ideal olan bu fikrin