Aşk ne çöl gibi devinimsiz durmaktan, ne rüzgar gibi dünyayı dolaşmaktan, ne de senin gibi her şeyi uzaktan görmekten ibarettir. Aşk evrenin ruhunu değiştiren ve geliştiren bir güçtür. İlk kez onun içine girdiğim zaman, onun kusursuz olduğunu sandım. Ama daha sonra onun, yaratılmış olan her şeyin yansıması olduğunu, onun da savaşları ve tutkuları olduğunu gördüm.
"Korkmuştum."
"Korkmuş muydun? Neden?"
"Kaybetmekten," diye fısıldadı.
Öylece bakakaldım.
"Anlaman gerek... Üzerimde nasıl bir etkin olduğunu, seni ne kadar sık düşündüğümü, senin için neler yapabileceğimi bilseydin...
Sana karşı hiç şansım olmazdı. Elimden her şeyi alırdın,"dedi hızla.
"Sadece münazara yarışması, sınav notu, afili bir ödül ya da bir yarışmaya katılma hakkı değil, tüm kalbimi alırdın. Gururumu.
Tanrım, akıl sağlığımı. Her şey biterdi. Beni yok ederdin..."
Sana Ulaşmaması Dileğiyle, Ann Liang
''Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım sevdalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan!''
Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türk'tür, bu Bulgar'dır bu Kürt'tür ve bu Yunanlı'dır. Ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim... Neden? Çünkü bunlar Bulgar'mış, ya da bilmem neymiş... Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum. Hay kahrolasıca pis herif, hay yokolası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim : Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum,ister Kürt,isterse Türk! Hepsi bir benim için. Şimdi, iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum.