Pencereden dışarı bakmaya devam eden Nietzsche başı- nı salladı. Yalnızlıktan iyice bunalıp başkalarının yanında acılarımı ortaya döktüğüm ender zamanların hemen ardın- dan kendimden nefret edip kendime yabancılaştım, sanki kendimden uzaklaşmışım gibi hissettim.
Başkalarının bana içlerini dökmesine de hiç izin vermedim; karşılık verme yükümlülüğünün altına girmek istemedim. Bütün bunlardan kaçındım, bütün bunlardan kaçındım ta ki -yüzünü Breuer'e döndü- "seninle el sıkışıp o tuhaf anlaşma- yı yapana dek. Seninle sonuna kadar götürdük bu anlaşmayı. Başlarda senden bile bana ihanet etmeni bekledim.
Birine bağlanabilmesi için kişinin önce kendisine bağlanması gerektiğini kastettim yalnızca. Kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak diğer kişi yalnızlığa karşı sadece bir kalkan görevi görür. İnsan herhangi bir izleyici olmadan da bir şahin gibi yaşayabilirse bir başkasına aşklabakabilir, ancak o zaman diğerinin varlığının gelişmesini umursar. Dolayısıyla, insan bir evlilikten vazgeçemiyorsa o evlilik kaderine terk edilmiştir?