Hiçbir şey her şeydir! Güçlenmek için köklerini önce hiçliğin derinlerine salmalı ve en la baş başa kalmayı öğrenmelisin." yalnız halinle, yalnızlığın-
"Karım, ailem! Ben onları seviyorum. Onları nasıl terk edebildim ben? Bir sonraki durakta ineceğim."
Sadece kendinden kaçar insan. Unutma her an sonra- sızca tekrarlanır. Düşünsene bir: Sonsuza dek özgürlüğünden kaçtığını düşünsene!"
Nasıl bir özgürlükten bahsediyorsun? 'Yaşanmamış ha- vat' derken neyi kastediyorsun?" Eva inanmazlıkla başını sallıyordu. "Josef, bu söylediklerinin hiçbiri bana bir şey ifade etmiyor. Ben hep senin kadar özgür olabilmeyi istemi- şimdir. Benim hiçbir özgürlüğüm yoktu. Kirani, kasaba olan borcunu nasıl ödeyeceğini düşünürken insanın pek bir öz- gürlüğü olmuyor. Sen mesleğinden kurtulmak mı istiyorsun? Benim mesleğime bak bir de! Beni işten çıkardığında bula- bildiğim ilk işi kabul etmek zorunda kaldım ve şu anda is- tediğim tek özgürlük Viyana Hastanesi'ndeki gece nöbetine gitmemek."
"Gece nöbeti demek! O yüzden bu saatte evde" diye dü- şündü Breuer. "Sana başka bir iş bulmanda yardım etmeyi önerdim.
Ama mesajlarımın hiçbirine cevap vermedin." "Şoktaydım" dedi Eva. "Ben dersimi aldım hayatta kendinden başka kimseye güvenilmeyeceğini zor yoldan öğrendim.
Görev, toplum kuralları, sadakat, özveri, nezaket - bunların hepsi insanı derin bir uykuya daldıran uyku hapları, öyle derin bir uyku ki bu, insan ancak hayatının sonuna doğru uyanabili- yor bu uykudan, tabii eğer uyanabilirse. Uyandığında da aslında hiç yaşamadığını anlıyor.