Fikret Harmankaya

Fikret Harmankaya
@fhrmnky
Süleyman Demirel üniversitesi
Konya
11 Şubat 1994
90 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Her seferinde, Dostoyevski daha ilk bölümü yazarken bütün romanı satılmış, her çalışma bir avanstan diğer avansa bir kovalamacaya dönüşmüştür. ''Yaşlı bir posta beygiri gibi'' çalışarak, memleketinden kaçıp Avrupa'yı dolaşırken, bazen son düzeltmeleri yapacak zaman ve huzur bulamamıştır, bu bilginler bilgini bunun farkındadır ve bunu bir kusur olarak duyumsamaktadır! ''Ne şartlar altında çalıştığımı bir görseler. Benden kusursuz şaheserler bekliyorlar, oysa ben en acı, en sefil sıkıntılar yüzünden alelacele yazmak zorundayım,'' diye bağırır içinde. Malikanelerinde rahat rahat oturup satırları düzeltebilen, düzenleyebilen ve başka da bir şeylerini kıskanmadığı Tolstoy ve Turgenyev'e lanetler yağdırır.
Sayfa 180 - TİBKY·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Onun büyük eserlerini şöyle bir hatırlamaya çalışalım, Suç ve Ceza'yı, Budala'yı, Karamazov Kardeşler'i, Delikanlı'yı düşünelim, hangi mevsimde geçer bunlar, arkalarında hangi manzaralar vardır? Yaz mı, bahar mı, yoksa sonbahar mı? Belki herhangi bir yerde söylenmiştir. Ama hissedilmez, yaşanmaz. Onlar idrakin çakan şimşekleri tarafından aydınlatılan kalbin karanlık bölgelerinden birinde geçer, her şey beynin havasız boşluklarında olup biter; yıldızlar ve çiçekler yoktur, sessizlik ve suskunluk yoktur.
Sayfa 161 - TİBKY·Kitabı okudu
Edebiyat
Dostoyevski'nin romanlarında asla dinlenemeyiz, asla yumuşak ve ritmik bir okumaya kendimizi bırakamayız, asla huzur içinde nefes almamıza izin vermez, sürekli elektriğe tutulmuş gibi sarsılırız,her sayfada daha sıcak, daha yakıcı, daha tedirgin, daha merak uyandırıcıdır onun romanları.
Sayfa 158 - TİBKY·Kitabı okudu
Edebiyat
Dostoyevski de insan ruhunu taşma anında, adeta insanın kendi imkanlarının en son sınırından eğilip aşağı sarktığı anlarda yakalar. Her tür denge, her tür ahenkten nefret ettiği gibi ortalama durumlardan da nefret eder: Sadece sıra dışı olan, görünmez olan, şeytani olan çeker onun sanatsal tutkusunu, hem de gerçekliğin en dış sınırlarına kadar. O alışılmamış olanın benzersiz heykeltıraşı, sanatın tanıdığı hassas ve hasta ruhun en büyük anatomi uzmanıdır.
Sayfa 153 - TİBKY·Kitabı okudu
Edebiyat
Zola çalışmaya başlamadan önce kişilerin bütün bordrosunu çıkarır, ayrıntılı bir teskere hazırlar, romanlarının eşiğinden içeri adım atan herkese bir pasaport verir. Boyunun ne kadar uzun olduğunu tamı tamına ölçer, ağzında kaç dişinin eksik olduğunu not eder, yanaklarındaki çilleri sayar, sert mi yumuşak mı diye sakalını yoklar, cildindeki her bir sivilceye bakar, tırnaklarını eller, insanlarının sesini, nefes alışlarını bilir, kanlarını, kalıtımsal özelliklerini, kusurlarını araştırır, gelirlerini öğrenmek için banka hesaplarını araştırır. Sadece dışarıdan ölçülebilecek her şeyi ölçer. Ama kişiler harekete geçer geçmez onları bir bütün olarak görmek imkansızlaşır, sanatsal mozaik binlerce parçaya ayrılır. Artık yaşayan bir insan değil, onun ruhsal bir siluetidir.
Sayfa 150 - TİBKY·Kitabı okudu
Edebiyat