Balzac'ın bir kahramanı dünyayı boyunduruk altına almak ister, Dostoyevski'nin kahramanı ise onu alt etmek. Her ikisinde de günlük yaşamın üstüne çıkma gayreti , sonsuzluğa doğru bir yönelim vardır. Dickens insanlarının hepsi mütevazidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dostoyevski'nin kahramanları da ateşli ve çoşkuludur, iradeleri dünyaya karşı çıkar ve en muazzam doyumsuzluk içinde gerçek yaşamdan hakiki yaşama uzanır; vatandaş ve insan olmak istemezler, bilakis her birinde tehlikeli gururun verdiği huşudan dolayı bir kurtarıcı olma kıvılcımı parıldar.
Balzac'ta bir kahraman hırslı ve iktidar düşkünüdür, güce duyduğu hırslı özlem içini yakar kavurur. Hiçbir şey ona yetmez; kahramanlarının hepsi doyumsuzdur, her biri dünya fatihi, bir devrimci, bir anarşist ve aynı zamanda bir tirandır. Hepsinde bir Napolyon mizacı vardır.
...sadece parayı para olduğu için ve bir sembol olduğu için seven yine onu amaçlarına ulaşmada bir amaç olarak gören şu insanları değil, paranın en soylu, en zarif ve en manevi duyulara kadar sızdığını binlerce örnek üzerinde gösteren ilk ve en cesur kişi Balzac'tır.
Rakamların böylesine havada uçuşması, büyük miktarlarda paranın hırsla kazanılıp kaybedilmesi, sermayenin sürekli elden ele savrulması, bilançoların şişmesi, değerlerin altüst olması, bu sonsuzluğa düşüşler ve yükselişler onun en derin tutkusudur.