İzlediğim en ilginç filmlerden biri. Belki de hayatımın sonuna kadar benim için çarpıcı kalacak iki filmi üst üste izledim. Biri The Sixth Sense idi, diğeri de The Man from Earth. İkisini de bu gece izledim. Biri sonuyla beni dehşete düşürdü (The Sixth Sense) diğeri ise en başından kendine çekti ve tabi onun da sonu yine şok yarattı ama The Man from Earth 'ün yarattığı etki tüm filme yayılmış durumda. film boyunca karakterlerle derin ve uzun uzun düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Daha film devam ederken bu kadar kısa olmasaydı dedim. Ama bitti maalesef. Ve buruklukla bitti, gitti tabi. Ölümlü olmanın getirdiği kesin bir şey vardır: her şey biter. Ve bu film de bitti.
En değerli arınmalardan biri, vazgeçmektir. Çünkü beklentiyi yok eder ve insanı huzura kavuşturur. Ve en çok yapmadığımız şey budur, yani vazgeçmektir. Başarabildiğini söyleyenler ne kadar dürüst? Bilemiyoruz. Üzerine kafa yoranlar! Ne kadar başarılı? Bilemiyoruz. İnsan büyük bir bilinmezin içinde, böylesi çetrefilli bir dünyada küstahça bilge kesilenler ve tek başına bir şeyleri yapabildiklerini sananlar ancak ahmaklıklarının zavallı sığınaklarında çürür giderler. Ama fark edemezler çünkü küstahlıkları onlara öylesine derin bir ahmaklık katmıştır ki artık kendilerini göremezler çünkü baktıkları kendileri değildir, idealize ettikleri palyatif, kurgusal benlikleridir. Replikadırlar, hiçbir halt etmeyen gerçekliklerinin kopyası.