Sembolizm perdelerinin arkasına da saklansa, sanatın aldatıcı ışıklarının ve sihirli renklerinin gizleyiciliğine de bürünse, Tanrı’ya ortakkoşuculuk palyaçoluğu, bir gün bütün gerçeğiyle gözler önünde sırıtacak, kuşları aldatmak için tavus renklerine bürünen karganın ilk yağmurda başına gelen olay, onun da başına gelecektir.
Evet, oruç, şeytanın, inançsızlığın, inkârın attığı oklardan mü'min kalbini koruyan Allah'ın tuttuğu bir kalkandır.
Fizikötesi bir zırh, bir kalkandır oruç.
Zaten, varoluş, Tanrıya konuk olmaktır. Bu dünya Tanrının bizi ağırladığı ilk konukevidir. Sınayıp denediği bir ev. Yılda bir ay da, daha iç odalara, saraylara çağırır bizi Tanrı. "Bir pansiyoner olmaktan çık" der bize. "Biraz daha yakın ol." Tam yerleşiklik ve yerini bulmaysa, ölümden sonraki hayatta gerçekleşecektir.