Irak bizim için, ilk bakışta göründüğünden daha önemliydi. Yaygın kanının aksine sadece petrol demek değildi.Ayni zamanda, su ve jeopolitik demekti. Irak, hem Dicle hem Fırat nehirlerinin geçtiği iki ülkeden biri olduğu için gittikçe kritik hale gelen su rezervlerinin en önemli kaynaklarını kontrol etmektedir. Özelleştirme yarışında bağımsız küçük enerji firmalarına göz diken büyük şirketlerin çoğu, şimdi Afrika, Latin Amerika ve Ortadoğu daki su sistemlerini özelleştirme peşinde koşuyordu.
Dünya ticaret merkezinin, 1960 senesinde David Rockefeller tarafından başlatılan bir proje olduğunu ve yapının son yıllarda yük olarak nitelendirildigini okuduğumu hatırladım. Finansal garabet olarak bir şöhreti vardı, modern fiberoptik ve internet teknolojileri ile uyumsuzdu. Üstelik verimsiz ve pahalı bir asansör sistemine sahipti. O iki kule bir zamanlar David ve Nelson olarak adlandırılmıştı. Şimdiyse yük gitmişti.
Binanın taş yüzündeki oyma, burasının 30.04.1979'da George Washington'un Birleşik Devletlerin ilk başkanı olarak yemin ettiği Federal Hall, 26 wall street olduğunu açıklıyordu. Burası tam olarak, tüm insanların yaşam, özgürlük ve mutluluğu arama hakkını koruma sorumluluğunun verildiği ilk kişinin yemin ederek ise başladığı nokta idi. Sıfır noktasına Wall Street e bu denli yakın.
Zamanında dünyanın en yüksek binası olan 165m yüksekliğindeki gökdelen, başlangıçta ülkenin en varlıklı finansal kurumlarından Banker Trust un genel müdürlüğüne ev sahipliği yapmıştır. Wall street 14 numara Dünya ticaret merkezinin sonradan üstleneceği rolü oynamış, güç ve ekonomik üstünlüğün sembolü olmuştu. Enerji sirketimi finanse etmek için anlaştığım kurumlardan biri olan Banker Trust'u barindirmisti.