Figenlibrary

Figenlibrary
@figenlibrary
Biz insanlar her zaman kaygıları ve emelleri olan her daim geçici birer süstük!
125 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Gisèle Pelicot bu kitapta hayatını en başından anlatıyor. Küçücük bir çocukken annesini kanserden kaybetmesiyle başlayan bir eksiklik! Annenin yokluğu zaten başlı başına bir boşlukken, babasının üç yıl sonra yeniden evlenmesi ve üvey anneyle geçen zor yıllar… Sevgiye, güvene, korunmaya en çok ihtiyaç duyduğu yaşlarda kırılan bir çocukluk. Büyüyor, kendi hayatını kuruyor, anne oluyor. Üç çocuk yetiştiriyor. Dışarıdan bakıldığında sıradan, düzenli bir aile hayatı. Ama kitap sadece onun çocukluğunu değil; evlendiği adamın geçmişini, ailesini, yetiştiği ortamı da anlatıyor. İnsan okurken şunu düşünüyor: Bir insanın içindeki karanlık nasıl bu kadar derinleşebilir? Hangi değer kaybı, hangi vicdan yoksunluğu böyle bir kötülüğe dönüşür? Ve sonra gerçek ortaya çıkıyor. Yıllarca yanında yaşadığı, hayat arkadaşı dediği adamın kurduğu korkunç düzen… Sistemli, planlı bir ihanet ve istismar. Üstelik bunun sadece kendisiyle sınırlı kalmayıp kızına kadar uzanması… İşte burada insanın içi daralıyor, öfke yükseliyor. Kelimeler gerçekten yetersiz kalıyor. Ben bu kitabı okurken en çok şu cümlede takılı kaldım: Utanç kime ait? Toplum çoğu zaman utancı mağdurun omzuna yükler. Susmasını, saklanmasını, görünmemesini bekler. Ama o bunu reddediyor. Gizlenmiyor. Sessiz kalmıyor. Mahkeme sürecinin kapalı yapılmasını istemiyor. “Utanç bana ait değil” diyebiliyor. İşte asıl güç burada. Bu kitap sadece yaşanan karanlığı anlatmıyor. Aynı zamanda bir kadının, hayatının en ağır gerçeğiyle yüzleşip dimdik durmasını anlatıyor. Çocukluğundan başlayan kırılmalar, kurduğu aile, yaşadığı yıkım… Hepsi bir arada ama merkezde hâlâ onur var. Okurken insan hem öfkeleniyor hem de bu duruş karşısında saygıyla eğiliyor. Bazı hayatlar insanın içini parçalar ama aynı zamanda insanlığa dair umudu da hatırlatır. Ben bu
Yaşama ÖvgüGisèle Pelicot · Everest Yayınları · 202644 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
“Ey Ye’cuc, Me’cuc! İnsanoğlu Seni Çağırıyor” –"Son Saat" Başta adı biraz gizemli ve ağır gelmişti ama sayfalarını çevirdikçe hem dehşet hem hayranlık hem de merak içinde buldum kendimi. Bu kitap sadece bir hikâye anlatmıyor; çağımızın sorunlarını, insanın sorumluluklarını ve dünyanın kırılganlığını sorgulayan bir rehber gibi. Kitap Yecüc ve Mecüc’ü, Zülkarneyn’i, Kaf Dağı ve Simurg’u anlatırken klasik dini ve mitolojik anlatıları modern çağın gerçekleriyle birleştiriyor. Zülkarneyn’in seti, sadece bir tarihi figürün işi değil; aynı zamanda insanlığın karşılaştığı tehlikeleri durdurma ve sorumluluk alma sembolü. Kaf Dağı, ulaşılması imkânsız, gizemli bir sınır olarak hem tehlikeleri hem insanın sınırlarını gösteriyor. Simurg ise insanın içsel yolculuğunu, bilgelik ve rehberlik arayışını temsil ediyor. Bu semboller, kitabın hem mistik hem tarihsel hem de çağdaş mesajını güçlendiriyor ve okuyucuyu derin bir sorgulamaya çekiyor. Ayetler ve dini metinler üzerinden yapılan yorumlar kitabın en etkileyici kısmı. Okumak yetmiyor; sembollerle, bağlamla ve çağımızdaki olaylarla ilişkilendirerek anlamak gerekiyor. Dünyanın var oluşundan yok oluşuna, iklim değişikliklerinden küresel ısınmaya, böceklerin yok oluşuna kadar her detay çağımızın felaketleriyle paralel bir şekilde işlenmiş. Pyrocumulus bulutları, bakır rengi duman ve “son 40” gibi imgeler, dünyanın kırılganlığını ve insanın sorumluluğunu simgeliyor. 2100 yılına yapılan vurgu, çağımızın felaketlerinin doruk noktasına işaret ederken aynı zamanda bir uyarı niteliğinde. Bir de Yecüc ve Mecüc’ün coğrafi konumu hakkında modern bir yorum var: bazı çağdaş teoriler, onları kuzeyin Doğu bölgesindeki güçlü medeniyetler üzerinden sembolize ediyor; örneğin Çin ve ABD. Bu tamamen spekülasyon ve çağdaş yorum. Klasik İslami kaynaklarda
Son SaatGüven Polat · Kutlu Yayınevi · 20262 okunma
Puan vermedi
Bu kitap net cevaplar veren bir kitap değil. Özellikle Vampir Hikâyesinde olduğu gibi, bir olay var ama asıl anlatılan o olayın kendisi değil; insanların korkuyu nasıl büyüttüğü, söylentinin nasıl gerçeğin önüne geçtiği. Yazar her şeyi açıklamıyor, bazı boşlukları okura bırakıyor. Açık ve kesin bir düz anlatım bekleyen okuru yer yer yorabilir. Ben de kâh anladım kâh anlamadım. Ama belki de hayat gibi; her şey zaten biraz bulanık, biraz eksik, biraz yanlış. Öyküler kısa ama içlerinde hafif bir huzursuzluk taşıyor. Büyük dramlar yok; daha çok içe işleyen küçük kırılmalar var. Netlik arayanı zorlayabilir ama his arayanın içinde bir iz bırakıyor. Ve şunu da eklemek lazım: Yazarın kalemi çok güçlü, basit değil; birikimi ve yeteneği her satırdan hissediliyor. Sözcükleri ustaca seçmiş, atmosfer yaratmayı çok iyi biliyor. @banliyocomtr yayınlarından #herşeybirazyanlış @emel.altuntass kaleminden Book•lover ❥ ile okudum.🪽 Sağlıkla kalın, kitapla kalın, sevgiyle kalın instagram.com/p/DVMVQWBDLGb/?...
Her Şey Biraz YanlışEmel Altuntaş · Banliyö Kitap · 202531 okunma
Puan vermedi
Bu kitap;alışkanlıkla sevgi arasındaki farkı, kalmakla gitmek arasındaki o ince çizgiyi kitaplardan ve filmlerden örneklerle düşündürüyor. Yaş aldıkça ilişkilerin dili de değişiyor. Birlikte büyümekle, birlikte yıpranmak arasındaki fark daha net görülüyor. Ayrılmak Zamanı, bunu yalnızca kişisel hikâyelerle değil; edebiyatın içinden örneklerle de anlatıyor. Sylvia Plath ve Ted Hughes’un ilişkisi buna iyi bir örnek. Tutku, üretkenlik, hayranlık…ve zamanla gelen kırılmalar. Ayrılık bazen bir kişiden değil;bir efsaneden, bir hayalden,gençliğin büyük cümlelerinden kopmak demek;bir yas sürecini,gurbetlik,hastalıkla gelen ayrılıklara da yer verilmiş. Gençlikte romantize edilen büyük aşklar, yaş ilerledikçe daha gerçek bir yerden okunuyor. Bu kitap, o ilişkiye bakarken şunu düşündürüyor: Sevgi her zaman yetiyor mu? Yetenek, bağ, ortak üretim… Peki ya ruhun yükü? Kitap;insanın yaş aldıkça bazı hikâyeleri neden farklı okuduğunu,bazı filmleri neden artık başka hislerle izlediğini anlatıyor. Okudukça insan kendi yaşına, kendi ilişkilerine başka bir yerden bakıyor. @everestyayinlari ndan çıkan @tubakaracan_ dan #ayrılmakzamanı #EverestYayınları #KitapÖnerisi #KitapSever #OkumaKeyfi instagram.com/p/DSoySxyjOvf/?...
Ayrılmak ZamanıTuba Karacan · Everest Yayınları · 202541 okunma
Puan vermedi
İyi mi pazarlar ? Eğer mutluluğu hazır formüllerde, motive edici sloganlarda arıyorsanız bu kitap size göre değil. Ama hayatı nasıl kurduğumuzu, neye emek verdiğimizi ve neyi gerçekten önemsediğimizi sorgulamak istiyorsanız, söyledikleri yerini buluyor. Yazar bu kitapta mutluluğu bir hedef gibi kovalamak yerine, hayatı nasıl kurduğumuza bakmamız gerektiğini söylüyor. Sürekli daha fazlasını istemenin değil, değer üretmenin, emek vermenin ve sorumluluk almanın altını çiziyor. Anlamamız gereken şu: mutluluk hazır gelen bir şey değil. Yapmamız gereken de büyük değişimler değil; beklentilerimizi, bakış açımızı ve günlük alışkanlıklarımızı gözden geçirmek. Beklenti baskısını azaltın ama tamamen de savrulmayin #mutluluk #farkındalık #hayatayaklaşım #değerler #içseldenge instagram.com/p/DSzfNxIDBEJ/?...
Hepiniz Nasıl Mutlu Olursunuz?Özgür Bolat · Doğan Kitap · 2025126 okunma