Tam 259 günde bitirmişim kitabı. Tabiki benden ötürü. Aslında akıcı da bir kitaptı, dili yalın falan ama okuyamadığım bir döneme denk geldi. Buna rağmen inatla başucumda durdu Baktım ki yıl bitiyor dedim ki yarım kalmış şekilde yeni yıla girmeyelim. Bir çırpıda bitirdim. Şunu da belirtmeliyim ki Ayfer Tunç’un kalemini çok severim.
Gelelim bizim kapak kızımıza. Bir dergide Şebnem adında bir kızın kendini hayata karşı kanıtlamak isterken verdiği çıplak fotoğrafları var. Erkek dergilerinden birine kapak kızı olduğu sayı. İşte o dergiyi gören ve trende yolculuk yapan bazı yolcular (hatta bazıları amcasının oğlu, teyzesinin kızı gibi yakın akraba) ve tren görevlilerinin Şebnem’in fotoğraflarını gördükten sonra hissettikleri, hayatlarındaki değişimleri anlatmış.
Serinin sonraki kitaplarını da okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
Pippi 6 yaşındaki kızımdan sonra okumaya başladığım kitap
Küçük kız çocuklarıyla ilgili yazılan kitapları okumaya bayılırım. Ama Pippi biraz farklı bir kız. Denizlerden geliyor Villa Villekulla’ya. Anne yok, baba yok, e nezaket kuralları da öğretmemişler bugününe kadar. Yemek yapması, uyuması her şey zor ama dert etmiyor bizim Pippimiz. Tek başına atı ve maymunuyla yaşamaya başlıyor evinde yavrucak.
Komşu çocukları Annika ve Tommy’de uzun zamandır istedikleri arkadaşlarına kavuşmuş oluyorlar Pippi’nin gelişiyle. Çilli, kızıl saçlı, güçlü, merhametli ve güzel hikayeler türeten bu kıza bayılıyorlar. Hem tek başına hayatta kalma mücadelesi, hem de güzel bir dostluk örneği okuyoruz kitapta.
Gelsin bakalım serinin 2. kitabı…
Geçen yıldan beri kitaplığımda okunmayı bekleyen ve gerçekten de konusunu bilmediğim halde merak ettiğim bir kitaptı. O kadar sürükleyiciydi ki, kitap okumaya tekrar ısındığım şu dönemde çok iyi geldi.
Gelelim konuya, Nora Sead adında bir kızın hayatıyla alakalı pişmanlıklarına takılıp, işini kaybettiği ve kendisini de seven kimsenin kalmadığını düşündüğü bir anda ölmeye karar vermesiyle başlıyor her şey. Sanki zaman donuyor ve kendisini sonsuz seçeneğin bulunduğu bir gece yarı kütüphanesinde buluyor. Ve o kütüphane ona çok güzel bir hayat dersi veriyor.
Peki gerçekten seçimlerimiz mi bizi mutsuz eder? Her yaptığımız seçimin sonucunda doğan olay için biz mi suçluyuz? İnsanın mutlu olabilmesi kimin elinde? Ya da şan şöhret, para pul, idealizm mi gerçek mutluluğu getirir? En önemlisi de ölmek mi istiyoruz yoksa Yaşamak mı???
Arfta edindiği deneyimlerle bakalım Nora hangi tarafı seçecek, yaşamak mı yoksa ölmek mi???
Yazarın başka bir kitabı alacağım kitaplar listesine eklendi bile. Herkese keyifli okumalar.