Önceleri pek farkına varılmaz. Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez. Hiçbir şeyle ilgilenmez ve kurur gider. Üstelik bu isteksizlik geçici değildir, hatta giderek de artar. Günden güne, haftadan haftaya daha kötü olur. Insan kendinden hoşlanmaz, sanki içi bomboştur ve hiçbir şey hissetmez olur. Bütün dünyaya yabancılaşmış ve hiç kimse onu artık ilgilendirmez olmuştur. Ne kızgınlık duyar ne de hayranlık. Ne sevinmesini bilir ne de üzülmesini. Gülmeyi de ağlamayı da unutmuştur. Böyle bir insanın içi kaskatı kesilmiştir. Artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevemez. Bu durumda, artık hastanın iyileşmesine olanak yoktur.
"Zengin olmak marifet değil ," derdi Momo'ya. "Her isteyen zengin olabilir. Birazcık zenginlik için hayatlarını ve ruhlarını satanların haline bir baksana ne hale gelmişler! Yok. Ben onlar gibi olmak istemem. Varsın bazen cebimde kahve param olmasın ama yeter ki hep aynı Gigi kalayım!"
Momo herkesi, her şeyi dinlerdi. Böcekleri,otları, yağmuru,hatta ağaçlar arasında dolaşan rüzgârı bile. Her biri ona kendi dilince bir şeyler anlatırdı.
Karanlıkta ışığın parlıyor.
Bilmiyorum, nereden geliyor.
Çok yakındaymış gibi görünüyor,
Oysa o kadar uzak ki.
Adını bile bilmiyorum,
Ama ne olursan ol;
Parla, parla küçük yıldız!
(Eski bir İrlanda çocuk şarkısından)