Her an insanı mutluluğuna inandırmayan, her an bunun bir rüya, bir yanılma olduğunu zannettiren bir uçuculuk vardı ki bazen ümit ve hayalle ateşli bir heyecan, hemen şüpheye teslim olacak bir heyecan oluyor; fakat sonunda kavuşmaya bedel bir mutluluk ve ferahlık veren küçük bir gülümseme, belki manasız, salt bir tebessüm hepsini yok edip sade kendi hüküm sürüyordu.
"Bu şimdi artık toprak, çamur olanlar ömürlerinde benim gibi böyle mutluluğa aday olup da onu birtakım kuruntular, şüphelerle reddettilerse ne kazandılar?"
"Ah! Kadınlar, siz sade aşkınıza, sade fedakarlık yüceliğinize aşık ve yenilip sıtmalı ve mutlu yanarken erkeklerin kalbinde ne çirkin ne hain ne yabancı duygular olduğunuzu bilseniz..."