Hakan Can

Hakan Can
Mayıs da bitti.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Banyan toplumu, içlerinden biri ölünce, onu ve varsa eșini ateşe atıyorlar. İngiltere devleti bu çirkin adetin terk edilmesi, kaldırılması için çok çalışmışsa da, pek bir ișe yaramamış. Şimdilerde yalnızca öleni yakıyorlar; eğer erkek ise karısını, kadin ise kocasını birlikte yakmiyorlar. Ancak iç kesimlerdeki yerleşim alanlarında, bu çirkin uygulama, yine yürürlüktedir. ( 1866 )
Sayfa 69 - Kitabevi
Mecidiyeköy likör fabrikası
Fabrika 26 Nisan 1930'da Büyükdere Caddesi, o dönemdeki adiyla Maslak Yolu üzerinde bağ ve bahçelerle çevrili 108 rakimlı tepede kuruldu. Maslak Yolu olarak adlandirlan bu yol Mecidiyeköy Tramvay Deposưnu geçtikten sonra Zincirlikuyu'ya kadar devam eder. O dönemde bu daracık yolun her iki tarafinda sira halinde çam ağaçları bulunmaktadır. Fabrikanıin giriş bölümüyle Maslak Yolu arasinda ise dar bir patika vardir. Fabrika görevlleri bu patikayı kullanirlar. Bahçenin bir bölümünde adaçayı, nane, kekik gibi bitkiler yetiştirilir, bu bitkilerle ön bahçede yetiştirilen gül ve bazı meyveler likör yapimında kullanılır. Fabrikanın tam karşısında bahçeler arasında kır kahveleri ve kahvelere giden yolun başında da Hamidiye suyu çeşmesi bulunuyordu. Kır gezilerine çikanların bu ceşmeden yararlandığı gibi, fabrikanin ve personelinin de su ihtiyacı bu çeşmeden sağlanıyordu. Fabrikanin hemen sağ tarafi dutluktu. Dutluğun ortasından akan dere Fulya Deresi'yle birleşirdi Fabrikanin hemen arka tarafindan bakıldığında karşı yakada Üsküdar, istanbul yakasında ise Sarayburnu'ndan Eminönü'ne kadar uzanan bölüm görülürdü.
Alıntı
Evet, yemek sonrası salona koltuklara geçen büyükler, sohbetlerine devam ediyor. Yorgo Amca'nin kızı Margo elinde beyaz dantel örtüsü olan gümüş bir tepsiyle içeri girdi. Kahveler gelmişti. Ama kahvelerin yanında küçük kristal kadehlerde zümrüt yeşili bir içecekle beraber. Nane likörü... Ne güzel bir rengi vardi. Beyaz dantel tepsi örtüsünün üzerinde ışıl ışıl bir yeşil. Sihirli gibiydi. Sanki içsem ölümsüz olacaktım. Annem, liköründen tatmama izin verdiğinde kadehi usulca elima aldım ve o küçük yudumu bir ayine hazırlanır gibi içtim.
Sayfa 16 - Can yayınları
Alıntı