Yüz Körlüğü
Puan vermedi·312 syf.··
2026 13. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:11
Alice Feeney’nin Taş Kağıt Makas romanını biraz rötarlı da olsa bitirdim. Genel olarak sürükleyici, merak unsurunu son sayfaya kadar canlı tutan ve ters köşeleriyle dikkat çeken bir kitaptı. Ancak hikâyenin merkezinde yer alan Adam karakterinin yüz körlüğü (prosopagnozi) konusu bana yeterince derin işlenmemiş gibi geldi. Roman boyunca Adam’ın yüzleri ayırt etmekte zorlandığı vurgulanıyor; fakat bu durumun sınırları tam olarak netleşmiyor. Adam insanları hiç mi tanıyamıyor, yüzleri gördüğü anda mı unutuyor, yoksa sadece yüzleri birbirinden ayırt edemiyor? Yüz körlüğü hikâyenin birçok düğüm noktasını açıklayan önemli bir unsur olmasına rağmen, hastalığın günlük yaşamdaki etkileri ve Adam’ın bunu nasıl deneyimlediği daha detaylı anlatılabilirdi. Bu nedenle kitabın başındaki anlatımla sonlara doğru ortaya çıkan açıklamalar arasında bir kopukluk hissettim. Başlangıçta yüz körlüğü daha merkezi ve belirleyici bir mesele gibi sunulurken, ilerleyen bölümlerde daha çok olay örgüsünü destekleyen bir araç hâline geliyor. Bu da bazı gelişmelerin okur açısından tam anlamıyla ikna edici olmasını zorlaştırıyor. Yine de Alice Feeney’nin gerilim yaratma becerisi, karakterler arasındaki güvensizlik atmosferi ve finaldeki sürprizleri kitabı okunmaya değer kılıyor. Benim için eksik kalan nokta, hikâyenin kilit taşlarından biri olan Adam’ın yüz körlüğünün daha derin ve tutarlı işlenmemiş olmasıydı. Belki de bu konuya biraz daha yer verilseydi, karakterin yaşadıklarıyla daha güçlü bir bağ kurmak mümkün olabilirdi.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,4bin okunma
İKİ AİLE ARASINDA... YAPAYALNIZ...
7/10
·192 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 01:09
Düşünsenize, on üç yaşındasınız. Bir sabah anne ve babanız sizi karşılarına alarak aslında biyolojik aileniz olmadıklarını söylüyorlar. Üstelik daha bu gerçeği sindiremeden, aynı gün içinde sizi gerçek ailenize götürüp bırakıyorlar. Peki insan böyle bir durumda ne hisseder? Kendisini hangi aileye ait kabul eder? Onu dünyaya getirenlere mi, yıllarca büyütenlere mi; yoksa artık hiçbirine mi? Geri Verilen Kız, tam olarak bu soruların peşinden giden psikolojik ve dramatik bir roman. Kitap, on üç yaşına kadar rahat ve korunaklı bir hayat süren bir kız çocuğunun, bir anda yoksul ve kalabalık biyolojik ailesinin yanına gönderilmesini anlatıyor. Bir ailenin el üstünde tutulan tek çocuğuyken; yemeğini, yatağını ve yaşam alanını birçok kişiyle paylaşmak zorunda kalan bir çocuğa dönüşüyor. Fakat onu asıl yaralayan şey yalnızca yoksulluk değil. Esas yıkım, iki ailesi olduğu hâlde kendisini hiçbirine ait hissedememesi. Onu büyüten ailesi, on üç yılın ardından neredeyse bir eşya gibi geri veriyor. Biyolojik ailesi ise onun gelişinden büyük bir mutluluk duymuyor. Kız çocuğu iki aile arasında kalırken sürekli aynı soruyla yüzleşiyor: “Ben gerçekten kime aidim?” Romanın en güçlü tarafı, büyük olaylardan çok karakterin iç dünyasına yoğunlaşması. Kahramanın kırgınlığını, yalnızlığını, çaresizliğini ve kendisine bir yer edinme çabasını yakından takip ediyoruz. Yoksulluk ve sınıf farkı da oldukça etkili bir biçimde işleniyor. Varlıklı bir evden küçücük ve kalabalık bir eve geçen çocuğun yaşadığı kültürel ve duygusal sarsıntı okuyucuya başarılı şekilde aktarılıyor. Kitabın dili akıcı ve kolay okunuyor. Ancak hikâyenin genel atmosferi oldukça hüzünlü. Bazı okurlar bu hüznü fazla yoğun bulabilir. Bana göre ise böyle bir hikâyede hüznün bulunması kaçınılmaz. Sonuçta karşımızda, hayatı
Alıntı
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,180 okunma
Reklam
Bu Aşk Çok Büyük
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 22:55
Aslı Özgür’ün okuduğum ikinci kitabı Asi'l Aşk oldu. İlk kitabını okurken açılan pencerenin bu kez başka bir manzaraya baktığını hissettim. Aynı kalemin izleri duruyor ama sesinin farklı tonlarını da duymak mümkün. Kitap üç bölümden oluşuyor ve her bölüm okura başka bir kapı aralıyor. İlk bölüm olan Uzun Duygularım, Kısa Yolu Şiiridir kısmında en çok kendimden parçalar buldum. Bazı şiirleri yalnızca okumadım; hissettim, düşündüm, sorguladım. Bazen insan bir dizeye değil, kendi geçmişine denk geliyor. Bu bölüm bana tam olarak bunu yaşattı. Bazı duyguların yıllar geçse de eksilmediğini, bazı insanların gidişinin bile insanın içinde kalmaya devam ettiğini yeniden hatırlattı. İkinci bölüm olan Ruh Hali Günceleri ise benim için kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biriydi. Burada yalnızca şiirler değil, aforizmalar da vardı. İkinci bölümde yer alan aforizmalar ise ayrı bir parantezi hak ediyor. Bazıları tek cümleydi ama etkisi uzun sürdü. Hatta bazı satırların karşısında durup düşündüm: İnsan gerçekten birkaç kelimeyle bu kadar çok şey anlatabilir mi? Bazen bir aforizma, uzun bir şiirin bıraktığı etkinin tamamını tek başına taşıyabiliyor. Üçüncü bölüm ise benim için farklı bir deneyimdi. Şiirden denemeye uzanan bu geçiş, kitabın duygusal yolculuğunu tamamlayan bir son gibiydi. Her bölümü acele etmeden, sindire sindire okumak istedim. Kitabın en sevdiğim ayrıntılarından biri ise her bölümün sonunda okura bırakılan o küçük davetti: “Sıra sizde.” Okuru yalnızca okuyucu olarak bırakmayan, onu düşünmeye ve kendi duygularıyla baş başa bırakan güzel bir dokunuştu. Kitabın son sayfasını kapattığımda yüzümde hafif bir tebessüm, içimde ise sıcacık bir his kaldı. Özellikle finaldeki bazı şiirler, okurun dünya görüşüne, hafızasına ve duygularına göre bambaşka karşılıklar
Asi'l AşkAslı Özgür · İkinci Adam Yayınları · 202078 okunma
Nasıl fark edemedim
8/10
·390 syf.··
2026 2. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:36
Normalde polisiye okurken katilin kim olduğunu tahmin etmeye çalışırım ve çoğu zaman da az çok tuttururum. Ama Beyoğlu Rapsodisi bu konuda beni gerçekten şaşırttı. Kitap boyunca kafamda farklı senaryolar kurdum, ipuçlarını takip ettim ama finaldeki ters köşe bütün tahminlerimi boşa çıkardı. Bunun yanında Beyoğlu'nun atmosferi ve karakterlerin derinliği hikâyeyi daha da etkileyici hale getiriyor. Hem merak duygusunu son ana kadar canlı tutan hem de bittiğinde "nasıl ya" dedirten başarılı bir polisiye roman.
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200332,9bin okunma
10/10
·250 syf.··
2026 59. kitabı
Kitap Yorumu : Güzel ve Çirkin / Simon Rousseau Özet; Richard Trudeau, namı diğer Timsah… Adını duyan insanların yolunu değiştirecek kadar korkulan bir seri katil. Kurbanlarını öldürmekle yetinmeyen, onları parçalayan, insan eti tüketen ve bunu yaparken haz alan bir psikopat. Saatlere karşı saplantılı bir ilgisi vardır ve işlediği suçlar yüzünden hapse düşmesine rağmen unutulmaz. Kimileri ondan nefret ederken kimileri ona hayranlık duymaktadır. Bu yüzden hapiste olduğu süre boyunca yüzlerce mektup alır.Bir gün gelen mektuplardan biri dikkatini çeker.Rose… Diğerlerinden farklıdır. Daha ilk satırlardan itibaren merakını uyandırır. Zamanla mektuplar çoğalır, merak ilgiye, ilgi ise tehlikeli bir bağa dönüşür.Sonunda Timsah hapisten kaçar ve Rose’u bulur. Rose, ya da gerçek adıyla Izabella; hayatı boyunca ailesi tarafından dışlanmış, sevgi adı altında sahte ilgiye maruz kalmış ve içinde yıllardır büyüttüğü öfkeyle yaşamayı öğrenmiş biridir. Dışarıdan bakıldığında sessiz, asosyal ve yalnızca işiyle ilgilenen bir hemşire gibi görünse de zihninde çoktan kurduğu bir plan vardır. Timsah’ın hayatına girmesiyle birlikte bu plan yavaş yavaş işlemeye başlar. Ama okudukça anlıyorsunuz ki bu masalda canavar yalnızca Timsah değil.. Yorum; Bu kitap tam anlamıyla ters köşeydi. Meğer ilk kısım, Iza’nın polislerden kaçabilmek için oluşturduğu mağdur hikâyesinden ibaretmiş. Gerçekler ortaya çıkmaya başladığında okuduklarım çok daha rahatsız edici bir hâl aldı. Şiddet ve işkence sahneleri gerçekten tüylerimi ürpertti. Bazı bölümlerde karakterlerin ne kadar karanlıklaşabileceğini görmek beni ciddi anlamda huzursuz etti. Ne kadar dışlanmış, sevilmemiş ya da kırılmış olursa olsun bir insanın kardeşlerine ve babasına bunları yapabilmesi bana göre açıklanabilecek bir şey değildi. Belki
Güzel ve ÇirkinSimon Rousseau · 240 · 202617 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
Çiçek İzleri, Tuğba Saydam’dan okuduğum üçüncü kitap oldu. Diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabı da elimden bırakamadan, kısa sürede bitirdim. Başından sonuna kadar merak duygusunu canlı tutan, keyifle okuduğum bir romandı. Matruşka bebekler gibi iç içe geçmiş hikâyelerle başlayan eser, güçlü betimlemeleri sayesinde beni atmosferinin içine çekti. Yazarın anlattığı yerleri zihnimde kolayca canlandırabildim çoğu zaman kendimi o sokaklarda dolaşıyor gibi hissettim. Özellikle finaldeki beklenmedik ters köşe, kitabın etkisini daha da güçlendirdi. Merak unsurunu son ana kadar koruyan ve farklı bir sonla noktalanan bu kitap, okuma zevkimi artıran eserlerden biri oldu. Sürükleyici ve farklı kurgular okumayı sevenlere tavsiye ederim. Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık
Çiçek İzleriTuğba Saydam · Metinlerarası Kitap · 202611 okunma
Reklam
Reklam