Akın Akbulut

Akın Akbulut
@finansbey
Borsa, kripto, kitap, gezi, tarih
A.Ü. iktisat
Muğla/ortaca
1 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Haramilerin Saltanatına Kafa Tutan Bir Kadın
Bütün saraylar yoksulluğun sırtında yükselir. Ve bazen, bir yoksul kız çocuğunun kalbinde doğar en büyük başkaldırı. Adı Zeliha'ydı.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Çinli Filozof Lin Yutang...
“Yaşayacak fazla yılın kalmadı ve ayrıldığında yanına hiçbir şey götüremeyeceksin. Bu yüzden tutumlu ol, ama refahını feda etme. Harcaman gereken parayı harca, tadını çıkarmaya değer olan şeylerin
Üçüncü Şahsın Şiiri...
Şiirin arka planında bir "aşka mahkum olma" durumu var... Aşk, kıskançlık, kaybetme korkusu ve çaresizlik içinde dolanan bir iç monolog gibi.... Bu da aşkı felsefi anlamda "bir varlık biçimi" haline getirir. Artık aşk, şairin yaşama biçimidir; hatta acı çekme biçimidir. Şairin kıskançlığı ve aşağılaması, aslında kendi yetersizliğini örtmeye çalışmasıdır. “Neden beni değil de onu seçti?” sorusunun acısını bu şekilde bastırmaya çalışır. Bu, aşkın en insani, en kırılgan hâlidir: sevilmeye layık olduğunu bilip yine de sevilmemek. Felsefi düzlemde bakıldığında bu şiir, aşkın aslında bir kendilik deneyimi olduğunu anlatır. Sevgi, dışsal bir duygu değil, bireyin iç dünyasında anlam kazanan bir varoluş biçimidir. Aşk karşılık bulmasa da vardır. Sevdiğin kişi sana ait olmasa da sen onu seversin; çünkü sevmek, senin kim olduğundur. Bu şiirdeki aşk, karşılık beklemeyen ama yokluğu hayatı cehenneme çeviren türdendir. Belki de aşkın en hakiki hâli budur: Kendini bir başkasında yok ederek var olmak. Ve bu, şairin dediği gibi, felâkettir....
Aşk
Bir akıllı ve bir deli arkadaş olmuş. Birbirlerini çok sevmişler. Çok iyi anlaşıyor ve vakit geçiriyorlarmış. Tabii anlaşamadıkları şeylerde oluyormuş. Bir gün akıllı hayatlarını tamamen
MEYHANE SOFRALARININ KRALİÇESİ: MADAM DESPINA 1919 – 2006
İstanbul’un göbeğinde, rakı kadehinin kenarında saklı bir zarafet varsa, o zarafetin adı muhtemelen Madam Despina’dır. Onun hikâyesi, yalnızca bir meyhane işletmecisinin değil; göçün, direnişin,