M.S

Eyvah eyvah
Akıllı bir telefon nefes almaz, kalp atımları yoktur veya düşünmez. Ama yine de biz ona sevdiğimiz insanlardan daha fazla vakit ayırıyoruz. Onu güçlü kılan biziz; çünkü zamanımızı, düşünceleri ve ilişkilerimizi tekel altına almasına izin veriyoruz. Bu da yetmezmiş gibi her hareketimizin, bunun sonucunu nereye varacağını bilmeksizin, onun tarafından izlenmesine, incelenmesine ve kaydedilmesine göz yumuyoruz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Pek çoğumuz genel bir kırgınlık, yorgunluk ve içsel bir boşluk halinden mustaribiz. Her türlü ekran karşısında geçirdiğimiz uzun saatler, bize ruhsal çökkünlük olarak geri dönüyor.
Yerinden kımıldamayan, ayağına bağlanmış prangayı da fark etmez. Arzu ve dürtülerimizin esareti altına girdiğimizde, onlara direnmenin nasıl bir şey olduğunu unuturuz. Rüzgârın kuvvetini ancak ona karşı yürüdüğümüzde hissederiz. Bir arzusuna beş dakika bile direnemeyen bir insan, eğer direnebilseydi bir saat sonra ne olacağını hayal bile edemez.
Açma :)
Düşünün, bir dostunuza heyecanla bir şey anlatıyorsunuz ve birden onun cep telefonu çalıyor: arayan kişi o sırada sizin anlattığınız şeyden daha güzel, daha heyecanlı bir şey söylemeyecek bile olsa, öncelik nedense telefona veriliyor. Teknoloji hayatın kendiliğindenliğine, doğallığına müdahele ediyor.
Yapmak için ayrılan zaman, olmak için ayrılması gereken zamanı yer bitirir. Kalenderi meşrepliler, aylaklar, rindler! Dünyaya temenna etmeyenler. "bir devlet içün çerbe temennadan usandık," diyebilenler. Ne mutlu onlara!