Otantik kişi, "Senin algılaman şöyle, öbürününki böyle, onun beklentisi şudur, bunun beklentisi budur," diye kendini saklamaz. Hiç kimseyi yadırgamadan, utandırmadan kendisi olarak düşünür.
"Şimdi mesela bir babanın, 'Kızım su ver, dediğini düşün. Halbuki 'Hatice kızım su ver, 'dese ne kadar güzel olur."
Bunun üzerine "niye" diye sordu. "Eh" dedim, "O kızın bir teklisi var, bir ismi var. 'Kızım su ver, ' dediğinde her baba-kız ilişkisinde olan şeyi söylüyorsun ama 'Hatice, kızım su ver, ' dediğinde o çocuk kendi tekliğini hisseder."
Mesela orada karşımda oturan bir kız öğrenci var: Giyinişi, konuşması, hareketleri ile tamamıyla farklı bir sosyo-ekonomik düzeyden, eğitimden gelmiş bir genç kadın. Ama o bana baktığı zaman beni görmüyor bile. Çünkü kendi çarkı içerisinde insanın özünü değil, görünüşünü görmeye programlanmış bir kültürden geliyor. "Can" a değil "yüz" e odaklanan bir kültürde büyümüş. Ben ise farkında olmadan onun kültürünü üstün kabul ediyor ve özümdeki zenginliklerden bihaber, acı çekiyordum.
Ben kendi adıma, "gözlemleyen bilincime" daha erken ulaşmak isterdim. Her insanı zorlayan o kaybolmuşluk hissinden bir an önce kurtulmak isterdim. Rüzgara kapılmış bir yaprak parçası olmaktansa, yönünü belirleyebilen, rotasını ve etki alanını keşfetmiş bir insan olma haline daha önce ulaşmak isterdim.