Tabii ki herkesin pek çok kimliği var; ben de bir futbol takımının taraftarıyım,Boşnak bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim.Kimi doğuştan kazanılan,kimini sonradan edindiğimiz pek çok kimliğe sahibiz.
Fakat birleştirici olan ne ? Türk olmak mı ? Müslüman olmak mı ? Bunların hepsi ,bizi anlamsız bir ikiliğe sürükleyerek karşıtını da var edebiliyor.Fakat işçi-emekçi kimliği en geniş kesimleri birleştirme özelliğine sahip.
Bir grevi düşünün.O grevi kazanabilmek için fabrikadaki tüm işçilerin kenetlenmesi gerekir.Dolayısıyla fabrika dışında bizi bölen kimlikler anlamsızlaşır,kimse mezhebiyle,memleketiyle ayrışmaz,birbirimize sırtımızı yaslar ve patronlara,onların uşaklarına,grev kırıcılara karşı yoldaşça mücadele ederiz.
Deprem oluyor,yurttaşlarımızı kaybediyoruz,"Şimdi konumuz siyaset değil"diyorlar.Koronavirüs salgını tüm yoksulları kırıp geçiriyor,"Bu mesele üzerinden siyaset yapmayalım"diyorlar.Oysa depreme karşı önlem alınması için toplanan vergiler,bu vergilerin kimden toplandığı,oluşan bütçenin nereye harcandığı tam da siyasetin konusu.Virüs,evet,insanları siyasi görüşüne göre hasta etmiyor ancak siyasi karar ve uygulamalar,pandemide halkın hangi kesimlerinin sağlık ve ekonomi açısından korunacağını belirliyor.
Her geçen gün kadın hareketi daha etkin bir güç olarak gündem belirliyor.Kadınlar,son yıllarda iktidara kök söktüren,hep daha fazlasını talep eden ve bunu da kazanan en önemli toplumsal güç.Özellikle son yıllarda Türkiye'de kadınlar gerçek bir "ana muhalefet gücü" rolü üstlenmiş durumdalar.İktidarın tüm karşı hamlelerine,kendileri üzerindeki baskıyı artıracak tüm girişimlerine rağmen hiç teslim olmadılar.Örneğin AKP'nin kadınlara yönelik en büyük saldırılarından biri olan İstanbul Sözleşmesi'ni iptal etme yönündeki girişimlerine karşı kadın hareketi bir milim bile geri çekilmedi.Savundukları her başlıkta sağlam ve kararlılar.
Bundan 50-60 yıl önce,tüm sağlık hizmetlerinin alınıp satılan birer metaya dönüştürülmesi akla gelebilecek bir şey değildi.Paralı eğitim ,paralı sağlık ayıplanırdı.Kimsenin,kamusal işletmelerin,onlar eliyle verilen hizmetlerin satılmasını savunması mümkün değildi.SSCB'nin çözülmesi sonrasında özelleştirme adı altında kamusal olana karşı başlatılan büyük saldırı,yoğunlaşarak devam ediyor.