6/10
·80 syf.··
2026 133. kitabı
Alvaro obrazı heç də sadəcə bir yazıçı deyil. O, ədəbiyyatın qaranlıq üzüdür. Bəs niyə mən ondan nifrət etmək əvəzinə, az qala ona acıdım? Çünki Cercas bu qəhrəmanı elə bir nöqtəyə qoyub ki, o, artıq reallıqla kitab səhifələri arasındakı o nazik pərdəni qırır. Alvaro qonşularını personaj kimi görməyə başlayanda mən düşündüm: "Bəs görəsən, mən də kiminsə romanında personajam?" Bu sual məni bir müddət universitet vaxtlarımda oxuduğum Borgesin labirintlərinə apardı. Amma etiraf edim ki, Cercas hələ bu meta-ədəbi oyunu tam cilalaya bilməyib. Bəzən hiss olunur ki, müəllif özü də Alvaronun dəliliyi ilə yazıçı sənəti arasında qalıb və bu qarışıqlığı o qədər də ustalıqla həll etmir. Kitabın ən güclü tərəfi, şübhəsiz ki, onun qısalığıdır. Bu saplantı uzansaydı, mən yəqin ki, boğulardım. Amma 60-80 səhifəlik bu novella məni sıxıcı bir fəlsəfi traktat kimi deyil, daha çox psixoloji triller kimi saxladı. Səhifələr çevrildikcə hiss edirsən ki, Alvaro əslində öz romanını yazmır, əksinə, həmin roman Alvaronu yazır. Bu, mənə obrazların müəllifə qarşı üsyanı kimi gəldi və bu fikir məni çox heyran etdi. Bəs zəif cəhətləri? Qonşu obrazları mənim üçün çox yastı qaldı. Onlar sadəcə Alvaronun güzgüsünə çevriliblər. Kölgə kimidirlər. Cercas onlara nəfəs verməyə, ya da heç olmasa bir az daxili aləm bağışlamağa tələsmir. Bu da kitabı bir qədər "laboratoriya təcrübəsi" səviyyəsində saxlayır. İkincisi, Alvaronun əxlaqi süqutu məni heyrətləndirsə də, bu süqutun psixoloji dərinliyi məni tam qane etmədi. O, niyə bu qədər asanlıqla manipulyator oldu? Cavabı "ədəbiyyat eşqi" ilə ötüşmək mənə bir az bəsit gəldi. Bu kitabı oxumaq mənə bir gənc rəssamın ilk kətanına baxmaq kim idi – fırça vuruşları qeyri-bərabərdir, rənglər hələ tam qarışmayıb, amma orada artıq böyük bir rəssamın gələcək qoxusu var.
SaplantıJavier Cercas · Everest Yayınları · 2016700 okunma
10/10
·248 syf.·
2026 28. kitabı
Bazı kitaplar olay anlatmaz; insanın içinde yıllardır susan bir yeri konuşturur. Bu kitap da benim için tam olarak böyle bir yerde durdu. Lara’nın hikâyesi, yalnızlığın sadece bir odada tek başına kalmak olmadığını; bazen kalabalığın içinde, aile içinde, hatta insanın kendi içinde bile kaybolabileceğini gösteriyor. Sessizlik, boşluk, duvarlar, çizimler, deniz ve fırça darbeleri roman boyunca yalnızca birer ayrıntı değil; karakterin iç dünyasına açılan kapılar gibi işlenmiş. Kitabın en sevdiğim tarafı, acıyı büyük cümlelerle bağırmak yerine çoğu zaman küçük nesnelerin içine saklamasıydı. Bir fincan, bir duvar, bir çizgi, bir kuş, bir boşluk… Hepsi Lara’nın içindeki kırılmayı ve sonra yavaş yavaş kendini onarma çabasını taşıyor. Özellikle Lara’nın çizerek kendini bulmaya başlaması etkileyiciydi. Çünkü burada sanat, süslü bir uğraş değil; insanın kendi varlığına dokunma biçimi olarak karşımıza çıkıyor. “Ben buradayım” diyemeyen birinin, bunu renklerle ve izlerle söylemesi kitabın en güçlü yanlarından biri. Yer yer melankolik, yer yer iç burkan ama sonunda insana küçük de olsa bir ışık bırakan bir metin. Sessizliği, yalnızlığı, aile baskısını, ait olamamayı ve iyileşmenin sancılı yolunu seven okurlar için oldukça dokunaklı bir kitap.
Yaşamak Hiç ÖğretilmediOğuzhan Kuş · Cinius Yayıncılık · 202575 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·70 syf.··
2026 253. kitabı
Stefan Zweig, insan psikolojisinin en derin ve en hassas tellerine dokunmadaki ustalığını bu kez kadim bir efsanenin, teolojik bir sorgulamanın fırça darbeleriyle birleştiriyor. Kitap, Yahudi mistisizminin ve eski ahit anlatılarının o görkemli fonunu kullanarak, insanlık tarihinin en evrensel ve en yakıcı temalarından biri olan adalet, inanç ve acı kavramlarını masaya yatırıyor. Eserin merkezinde, halkının maruz kaldığı bitmek bilmeyen zulümler, sürgünler ve trajediler karşısında sessizliğini koruyan Tanrı’ya karşı içindeki isyanı artık bastıramayan Rahel yer alır. Rahel, sıradan bir kabullenişin ya da körü körüne bir biatin ötesine geçerek; çekilen bu muazzam acıların, dökülen masum kanların hesabını sormak üzere yaratıcıyla entelektüel ve ruhani bir düelloya, amansız bir hesaplaşmaya girişir. Zweig, o alametifarikası olan lirik, yoğun ve empati dozu yüksek üslubuyla, bir kadının içsel çalkantılarını ve inanç krizini adeta kozmik bir boyuta taşıyor. Yazar, bu kısa ama sarsıcı anlatı üzerinden kutsal metinlerin dogmatik sınırlarını esnetirken, insanoğlunun binlerce yıldır sorduğu o kadim soruyu yeniden yankılandırıyor: *Eğer mutlak iyilik ve adalet varsa, yeryüzündeki bu sınırsız kederin ve adaletsizliğin kaynağı nedir?* *Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor*; inanç ile isyan, teslimiyet ile sorgulama arasındaki o bıçak sırtı çizgide yürüyen; edebiyatın, felsefenin ve teolojinin tek bir potada eritildiği, okurun vicdanını ve inanç kalıplarını derinden sarsan son derece yoğun ve etkileyici bir Stefan Zweig klasiğidir.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
7/10
·145 syf.··
Beğendi
·
2021 276. kitabı
Ranga Guru “sen artık ressam oldun Racıçi.. Artık senin resmini halk değerlendirecek” demiş, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını tavsiye etmiş. Racıçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resmine bakmaya gitmiş… Ne görsün… Resmi kırmızı çarpılardan nerdeyse gözükmüyormuş! Çok üzülmüş. Emek ve sevgiyle yaptığı tablo karşısında kırmızı bir duvar gibi duruyormuş. Soluğu Ranga Guru’nun yanında almış, resmini göstererek durumu anlatmış. Ranga Guru ise, üzülmemesini, aynı resmi tekrar yapmasını söylemiş Raciçi’ye. Racıçi resmi tekrar yapmış, tamamlayınca gene Ranga Guru’nun fikrini almaya gitmiş. Ranga Guru yine resmi şehrin en kalabalık yerine koymasını istemiş Racıçi’den ancak bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça koymasını gene insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden yazıyı iliştirmesini önermiş. Racıçi Guru’nun önerisini harfiyen yerine getirmiş. Birkaç gün sonra merak içinde meydana gitmiş, bir de bakmış resmi aynı bıraktığı gibi duruyor, kimse resmine dokunmamış. Resminin düzelecek hiçbir yanı olmadığını düşünerek sevinç içinde Ranga Guru’ya gitmiş. Guru durumu şöyle özetlemiş: “Sevgili Raciçi, sen ilk resminle insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini eleştirdi. Oysa ikinci resminle insanlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, boyaları ve fırçayı onlara verdin, bana yardımcı olun dedin. Yani, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkışmadı, fırçayı eline almaya bile
Zorluklara Karşı Kendini AteşleCengiz Erşahin · Tutku Yayınevi · 20101,609 okunma
8/10
·352 syf.··
2021 283. kitabı
Ranga Guru “sen artık ressam oldun Racıçi.. Artık senin resmini halk değerlendirecek” demiş, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını tavsiye etmiş. Racıçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resmine bakmaya gitmiş… Ne görsün… Resmi kırmızı çarpılardan nerdeyse gözükmüyormuş! Çok üzülmüş. Emek ve sevgiyle yaptığı tablo karşısında kırmızı bir duvar gibi duruyormuş. Soluğu Ranga Guru’nun yanında almış, resmini göstererek durumu anlatmış. Ranga Guru ise, üzülmemesini, aynı resmi tekrar yapmasını söylemiş Raciçi’ye. Racıçi resmi tekrar yapmış, tamamlayınca gene Ranga Guru’nun fikrini almaya gitmiş. Ranga Guru yine resmi şehrin en kalabalık yerine koymasını istemiş Racıçi’den ancak bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça koymasını gene insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden yazıyı iliştirmesini önermiş. Racıçi Guru’nun önerisini harfiyen yerine getirmiş. Birkaç gün sonra merak içinde meydana gitmiş, bir de bakmış resmi aynı bıraktığı gibi duruyor, kimse resmine dokunmamış. Resminin düzelecek hiçbir yanı olmadığını düşünerek sevinç içinde Ranga Guru’ya gitmiş. Guru durumu şöyle özetlemiş: “Sevgili Raciçi, sen ilk resminle insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini eleştirdi. Oysa ikinci resminle insanlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, boyaları ve fırçayı onlara verdin, bana yardımcı olun dedin. Yani, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkışmadı, fırçayı eline almaya bile
Çözüm OlmakDarel Rutherford · Dharma Yayınları · 201390 okunma
8/10
·151 syf.··
2021 285. kitabı
Ranga Guru “sen artık ressam oldun Racıçi.. Artık senin resmini halk değerlendirecek” demiş, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını tavsiye etmiş. Racıçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resmine bakmaya gitmiş… Ne görsün… Resmi kırmızı çarpılardan nerdeyse gözükmüyormuş! Çok üzülmüş. Emek ve sevgiyle yaptığı tablo karşısında kırmızı bir duvar gibi duruyormuş. Soluğu Ranga Guru’nun yanında almış, resmini göstererek durumu anlatmış. Ranga Guru ise, üzülmemesini, aynı resmi tekrar yapmasını söylemiş Raciçi’ye. Racıçi resmi tekrar yapmış, tamamlayınca gene Ranga Guru’nun fikrini almaya gitmiş. Ranga Guru yine resmi şehrin en kalabalık yerine koymasını istemiş Racıçi’den ancak bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça koymasını gene insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden yazıyı iliştirmesini önermiş. Racıçi Guru’nun önerisini harfiyen yerine getirmiş. Birkaç gün sonra merak içinde meydana gitmiş, bir de bakmış resmi aynı bıraktığı gibi duruyor, kimse resmine dokunmamış. Resminin düzelecek hiçbir yanı olmadığını düşünerek sevinç içinde Ranga Guru’ya gitmiş. Guru durumu şöyle özetlemiş: “Sevgili Raciçi, sen ilk resminle insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini eleştirdi. Oysa ikinci resminle insanlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, boyaları ve fırçayı onlara verdin, bana yardımcı olun dedin. Yani, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkışmadı, fırçayı eline almaya bile
Başarıyı KeşfedinZiya Baran · BilgiVizyon Yayınları · 2007115 okunma