Mesele şudur: Bir şeye değer verebilmek için o şeyi kafaya takmış olmalıyız. Bir şeye değer vermek için de, o şey olmayanı reddetmek zorundayız. X’e değer veriyorsak, X olmayanı istemeyiz.
Siz de öleceksiniz, bu nedenle siz de yaşamakta olduğunuz için şanslısınız. Bunu hissedemeyebilirsiniz, ama bir ara gidip bir uçurumun kenarında durun, belki o zaman hissedeceksiniz.
Bir saniye durup gerçekten canınızı sıkan bir şey düşünün. Şimdi neden canınızı sıktığını sorun. Muhtemelen yanıtınız bir tür başarısızlığı kapsayacaktır. Sonra bu başarısızlığı alın ve neden size “doğru” geldiğini sorun. Ya bu başarısızlık gerçekten başarısızlık değilse? Belki yanlış bir açıdan bakıyorsunuz.