... Birçok ülkenin ekonomisi durgunluğa bırakıldı, topraklar ekilmedi, yeni makine yatırımları yapılmadı, halkın geniş kesimleri çalıştırılmadı ve yarı aç yarı tok, Devlet yardımına terk edildi. Ama bu da askeri bakımdan güçsüz düşülmesine yol açtı ve getirdiği yoksulluklar açıkça gereksiz olduğundan, muhalefeti kaçınılmaz kıldı. Sorun, dünyanın gerçek zenginliğini artırmadan sanayinin çarklarının nasıl döndürüleceğiydi. Üretimin sürdürülmesi, ama ürünlerin dağıtılmaması gerekiyordu. Uygulamada bunu gerçekleştirmenin tek yolu da, savaşın sürekli kılınmasıydı.
Paulo Coelho her kitabını beğenerek, merakla okuduğum bir yazar. Veronika Ölmek İstiyor kitabıda uzun zamandır aklımda olan bir kitabıydı. Kitapta ölmek isteyen intihar girişiminde bulunan her insanın (korkaklık mı dersiniz, cesaret mi yoksa bir arayış mı siz karar verin ) yeniden yaşama şansına ulaştığında hayat ve ölüm arasında her saniye yaşadığını ama her an öleceğini bilerek (aslında hepimiz için bu böyledir) yaşamak zorunda kaldığında yaşamın değerini ve doğal olana, yaşam savaşına karşı gelinmemesi gerektiğini anlatan harika bir kitap. Özetle Her an ölecekmiş gibi ama her anın kıymetini bilerek yaşamalı insan.