Ben Kemal Tahir 'in vefatından çok sonraları materyalist bir dünya görüşünden yola çıkarak aşkın, tevhidi bir boyutun kapsamına doğru adım adım yol alırken, onun hatırasından neşet eden bir gücün beni sürekli arkaladığını fark edecektim.
Son üç yüz yıldır dünyada barışı sürekli ihlal edenlerin bizler değil Batılılar olduğunu hatırlattıktan sonra şöyle demişti:
"Bizler şamar yemiş bir büyük devletin adamlarıyız. Şamar yememiş bir takım büyük devletlerin bizim tecrübemize ihtiyaçları var."
(Kemal Tahir 'in bir konferansta ifade ettiği cümleler.)
Yine Kemal Tahir, amansız bir özeleştiri ustasıydı. Çok sonraları, pek çok sonraları, kendi nefislerini tanıyarak alemi ve hakikati kavramaya çalışan sufilere rastladığımda, onların derin, dürüst, Yalın gerçekçilikleri ile Kemal Tahir 'in sorgulayıcı ahlakı arasında ne kadar büyük benzerlik olduğunu hayretle görecektim.
Kemal Tahir 'in düşünce akımı çok canlıydı. Bir gün önce düşündüğü veya inandığı bir şeyi ansızın aşar, daha olgun bir görüşe ulaşırsa, Bir önceki düşüncesini kastederek," Yahu, biz avanakmışız,"derdi.