Laiklik, yeni devletin, bugün de yerleştirilememiş ilkelerinden biri olarak kaldı. Çünkü, devletin yapısına tam laik bir karakter, hiç bir zaman verilemedi. Dini hizmetler ve dini eğitim, daima devlet vazifesi olarak, fakat her zaman sömürülmeye hazır bir durumda kaldı. Teokratik bağıntılar, aslında toplumla devlet arasında ilişki olmaktan ziyade, toplumun kendi içünde beslenir. Halbuki politikacı bu bağıntıları ilk fırsatta devletin yapısına mal etmeye çalışır.
Nitekim bu mücadele bizde, bugün de ve hala devam eder durur.
Lozan'da kapitülasyonlar görüşmelerinde Lord Curzon İsmet İnönü'ye,
"Müzakere ediyoruz. Aylardan beri arzu ettiklerimizden hiç birini alamıyoruz. Vermiyorsunuz. Anlayış göstermiyorsunuz. Memnun değiliz sizden. Ama ne reddederseniz cebimize atıyoruz. Cebimizde saklıyoruz. Memleketüniz haraptır. Yarın geleceksiniz, bunları tamir etmek için. Kalkınmak içğn yardım isteyeceksiniz. O zaman, bu cebimize koyduklarımızdan her birini, birer birer çıkarıp sşze vereceğim... "
İsmet İnönü'nün cevabı,
" Çok emekle bu neticeye varmışızdır. Şartlarımız, milletümize göre haklıdır. Bunları behemehal alacağız. Biz bunları alalım, siz şimdi verin, donra gelirsek istediğinizi yapın..."
Barışı kazanmak, savaş kazanmak kadar önemlidir. Hele bazı savaş sonları vardır ki, o savaş sonlarında barış, onu kazanabilen için, bir çağ dönemi değerindedir.