Türkiye'nin klasik politikacı tipi, günün yirmi dört saatinde parti merkezlerinde ve otel lobilerinde dolaşıp siyasi dedikodular üreten, dünyaya kapalı, Anadolu ilişkileri kuvvetli, zaman zaman aşırı öfkelenip duygularını açığa vuran, romanla, şiirle, dünyada neler olup bittiği, müzikle fazla ilgilenmeyen, ancak bir davete gittiği zaman kendisine uzaltılan mikrofona söyleyebileceği 'Yemen Türküsü' ya da gençlik meyhanelerinden kalma bir-iki alaturka müzik mırıldanan ama yüreğinin derinliklerinde sanatla, kültürle uğraşmayı "abesle iştigal" sayan, dünyayı bilmeyen, herhangi bir konudaki uluslararası teröinolojiye yabancı, meclise verdiği ya da bakan olduğu zaman omuzlarını geriye atarak ağır ağır konuşan, kendisinden sürekli "biz" diye söz eden, rastladığı insanlara büyük bir lütuf yapıyormuş gibi "Nasılsın bakalım!" diye soran ve cevabını beklemeden yoluna devam eden, elini sıktığı insanların yüzüne bakmayan, devlet ihaleleri, şartnameler gibi konularda iyi anlayan kişilerden oluşur.
Bu kişiler sürekli olarak bir erkek dünyasında yaşarlar. Akşam yemekleri bile erkek grupları halinde yenir. Politika dünyasına arada bir giren kadınlar garip, şaşılası, karşısında nasıl davranılacağı bilmeyen yaratıklardır. Evlerinde bıraktıkları kadınlara hiç benzemezler.
Doğrusu çevreleri de adamcağızları zıvanadan çıkarmak için birebirlerdir. Siyah zırhlı otomobiller, korumalar, çevrelerinde pervane kesilen bürokratlar, dünyada bir hacim işgal ettiği için suçluluk duyan ve liderinin karşısında bedenini yol etmeye çalışarak kıvrılıp bükülen partililer, uçaklar, tören kıtaları, marşlar, manşetler... Bu kadar gümbürtü, çok dayanıklı olmayan ya da politika dışında tahminleri bulamayan herkesi çıldırtmaya yeter de artar bile. Ancak iç değerleri çok sağlam olan dayanabilir buna. Çoğu