"Ey insanlar" dedi Keating, öğrencileri etrafına toplandığında. "Ödevlerinize ve çalışmalarınıza tehlikeli bir benzeşme unsuru sızmaya başladı. Bay Pitts, Cameron, Overstreet ve Chapman, buraya gelin lütfen." Dördüne yanına dizilmelerini işaret etti. "Şimdi dördünüzden avluda birlikte yürümeye başlamanızı istiyorum. Aklınıza bir şey gelmesin. Burada not filan yok. Bir, iki, üç, başlayın!"
Dördü birlikte yürümeye başladılar. Avlunun çevresini dolaşarak kareyi tamamladılar.
"İşte böyle" diye seslendi Keating. "Lütfen devam edin."
Dörtlü avlunun çevresini bir kez daha dolaştı. Sınıfın geri kalanları ile öğretmenleri onları izliyordu. Çok geçmeden uygun adım yürümeye başladılar. Birikiüçdört ritmini tutturdular. Keating de bu ritme uyarak el vurmaya başlamıştı.
"İşte böyle... Duyuyor musunuz?" diye seslendi, daha hızlı el vurarak. "Birki, birki, birki... Bay Keating'in dersinde hepimiz çok eğleniyoruz."
Boş sınıfında oturmuş, sınav kâğıtlarını okumakta olan Bay McAIlİster pencereden olup biteni izliyordu. Dört genç birbiriyle uyum içindeydi. Bacaklarını yukarı kaldırıyorlar, kollarım ileri uzatıyorlar, ritmi canlı tutuyorlardı. Smıfda alkışa katılmıştı.
Alkışlardan ve bağırışlardan rahatsız olan Müdür Nolan,, elindeki işi bırakıp pencereden dışarıdaki talim takımına baktı. Bir taraftan el vurup bir taraftan da İngilizce sınıfına bağıran Keating'i görünce kaşları çatıldı. Ne yapıyor bunlar, dedi İçinden.
"Tamam, durun!" Keating dörtlüye seslendi. "Başlangıçta Bay Pitts ve Bay Overstreet'in diğerlerinden farklı adım attığını fark etmişsinizdir. Pitts çok uzun, Knox da çok kısa adımlar atıyordu. Ama çok geçmeden bir uyum yakaladılar. Bizim teşvikimiz de bunu daha belirgin hale getirdi" dedi.
"Bu deneyin amacı dikkatleri Pitts'e ya da Overstreet'e çekmek değildi. Ben