Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkanını vermiyor. Bu itibarla bizim eve pek benziyor. Evlatlarına talih çarkını kendileri için çevirme izni vermeyen boğucu bir ev. Besleyen değil, yatan ebeveyn......
Karel Čapek'in "Bahçıvanın Bir Yılı" adlı eseri, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi mizahi ve felsefi bir dille ele alan, keyifli bir deneme kitabıdır. Bahçeciliğe duyulan tutkunun mevsimlere göre nasıl şekillendiğini anlatan Čapek, okurlarını bir yandan bahçecilik pratiğine dair bilgilendirirken, diğer yandan doğa karşısındaki insan psikolojisini ironik bir üslupla gözler önüne serer.
Kitap, bir bahçe tutkununun bir yıl boyunca yaşadıklarını, mevsimlerin bahçe üzerindeki etkilerini ve bahçeciliğin hem fiziksel hem de ruhsal boyutunu anlatır. Bahçevan, bitkileri yetiştirme sürecindeki zorluklar, doğanın kendi kurallarına olan sadakati ve bahçecilikle uğraşanların sürekli olarak dış etkenlere (hava koşulları, haşereler, hastalıklar) karşı verdiği savaşı esprili bir dille aktarır.
Kitap, yalnızca bahçecilik üzerine bir rehber olmaktan çıkıp, insanın doğaya olan tutkusunu ve ona hükmetme arzusunun nafile bir çaba olduğunu da gözler önüne serer. Çapek'in kaleminde, bahçevan bir filozofa dönüşür; toprak, hava ve bitkiler üzerine derin düşüncelere dalar.
Bahçıvanın Bir Yılı, yalnızca bahçeciliğe meraklı olanların değil, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi derinlemesine anlamak isteyen her okurun keyifle okuyabileceği bir eser. İronik anlatımı, yalın dili ve samimi üslubuyla Karel Čapek, bir bahçecinin gözünden hayatın döngüsünü ve insan-doğa ilişkisinin sınırlarını çiziyor. Eğer siz de doğa ile iç içe yaşamaya meraklıysanız ya da bahçecilik üzerine düşünmek istiyorsanız, bu kitabı tavsiye edebilirim
"Şu dağ bahçemde olsa, şu devlerle dolu balta girmemiş ormanın bir parçası, şu ağaçsız bölge ve bir de bu dağ deresi veya daha iyisi şu göl olsa; şu çayır bahçede güzel dururdu, bir parça deniz kıyısı ile gotik manastırın harabeleri de şık olurdu." Şu bin yıllık ıhlamur benim olsun isterdim, şu antik fıskiye de bahçemde pek güzel dururdu.Geyik sürüsü veya bir dağ keçisi, hiç olmazsa eski kavaklardan oluşan ağaç yolu; şuradaki kayalıklar, şu nehir, meşe ağacı korusu veya bembeyaz ve mavi şelale veya hiç olmazsa bu sessiz ve yeşil vadi olsa..."
"Üzerinde bir şeyler yetiştirdiği bir araziye sahip olan insan muhafazakâr bir varlığa dönüşmeye başlar çünkü bin yıllık doğa kanunlarına bağlıdır ve hiçbir ihtilal, filizlenme sürecini veya leylak ağacının mayıs ayından önce çiçek açmasını çabuklaştıramaz."