Seda Yendekoğlu Aksoy

Seda Yendekoğlu Aksoy
@fitzgeraldsonya
Ömür Boyu Dönüp Dönüp Okuyacağım Kitap
Puan vermedi·256 syf.··
2026 6. kitabı
·
78 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 12:05
Leonard ve Hevesli Paul uzun okuma arası verdiğim dönemde elimde, masada, çantamda, bebek çantasında, bazen mutfakta meyve sepetinin içinde gitti gitti geldi. Tıpkı hikayenin ve karakterlerin yaşamında gizli olan o doğal akışkanlık gibi. Kitabı bitirdiğimde Hevesli Paul'un annesi ve babası gibi bir ailem olsun istedim. Yaşamlarının sade ve doğal yanları, hayatı gerçek yerlerden sorgulayan sıcacık ama sıcacık bir hikaye. Birçok karakterin kalbini ruhunu, korkularını ve minik değişimlerini hissettiğiniz ve buna şahit olduğunuz için, kalbinize ılık ılık akan bir duyguyu çağrıştırıyor. Leonard gibi sevdiğiniz bir işte çalışmayı, Grace gibi hayatınızın aşkıyla evlendiğiniz, Helen gibi sevgi dolu bir anne Peter gibi neşeli bir babanın olduğu bir dünya istiyorsunuz. Bu kitapta her şey çok sıradan. Ama o sıradanlık o kadar güven veriyor ki o kadar sarıyor ki sizi bırakmak istemiyorsunuz. Bıraksanız bile, onlar orada o devam eden hikayenin içinde yaşıyorlar. Bu kitap bana hayatta en çok neyi istediğimi, nelere değer verdiğimi, çok uzakta aradığım mutluluğun veya huzurun çok yakında olabileceğini öğretti. Ne zaman kendimi kötü hissetsem koşacağım ilk kitap oldu. Teşekkürler Rònàn Hession. Böylesine umut dolu bir dünya yarattığın ve ona çok inandığın için.Leonard ve Hevesli Paul uzun okuma arası verdiğim dönemde elimde, masada, çantamda, bebek çantasında, bazen mutfakta meyve sepetinin içinde gitti gitti geldi. Tıpkı hikayenin ve karakterlerin yaşamında gizli olan o doğal akışkanlık gibi. Kitabı bitirdiğimde Hevesli Paul'un annesi ve babası gibi bir ailem olsun istedim. Yaşamlarının sade ve doğal yanları, hayatı gerçek yerlerden sorgulayan sıcacık ama sıcacık bir hikaye. Birçok karakterin kalbini ruhunu, korkularını ve minik değişimlerini hissettiğiniz ve buna şahit olduğunuz
Leonard ve Hevesli PaulRonan Hession · Yedi Yayınları · 202277 okunma
Reklam
Tante Rosa: Bir "Tutunamayan" Kadın mı?
10/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
​Sevgi Soysal’ın Tante Rosa’sını okurken, zihnimde sürekli İrem Erdem Atak’ın o şahane makalesi döndü durdu: Manik Savunma. Rosa’yı sadece toplumun normlarına uymayan, "beceriksiz" ya da "hayalperest" bir kadın olarak okursanız, onu çok eksik tanımış olursunuz. Rosa’nın o bitmek bilmez enerjisi, her düşüşte yeniden ayağa kalkıp "yeniden başlayabilirim" diyen o tuhaf neşesi, aslında derin bir yarayı gizleyen koca bir kalkan. ​Rosa, kiliseden kovulan, sevmediği bir adamdan üç çocuk yapıp o evliliğin, o "sıkışmış kadınlığın" içinde nefessiz kalan bir karakter. Ama o, bu nefessizliğe karşı depresyonla değil, tam tersiyle; abartılı bir yaşam arzusuyla, yani manik bir savunmayla yanıt veriyor. Acıyı hissetmemek için durmadan hareket eden, durmadan hayal kuran bir kadın o. ​Beni en çok etkileyen şey, tüm bu trajedinin (pansiyon işletme fiyaskoları, aşk hayal kırıklıkları, aforoz edilmeler) ortasında bile içindeki o "kız neşesini" öldürmemesi oldu. O neşe, belki de onun hayatta kalma stratejisiydi. Toplum ona "otur oturduğun yerde, sen bir annesin, sen bir eşsin" dedikçe, o içindeki o yaramaz, kural tanımaz kız çocuğuna tutundu. ​Tante Rosa, aslında hepimizin içindeki o bastırılmış "ben"in, o ehlileştirilememiş atın bir yansıması. Dışarıdan bakıldığında rasyonel değil belki, evet hatalarla dolu, ama bir o kadar da bizden. Çünkü hangimiz, hayatın o en gri, en sıkışık anlarında içimizden "her şeyi bırakıp yeniden başlayabilirim" cümlesini geçirmedik ki? ​Sevgi Soysal, Rosa ile bize sadece bir kadın hikayesi anlatmıyor; kadının varoluşsal sancısını, "delilik" addedilen o ince çizgideki direnişini anlatıyor. Rosa başarısız olmuş olabilir ama asla teslim olmamış. ​Ve bence asıl zafer de bu.
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
Sosyal Medyanın Olmadığı Zamanlarda İlişkiler
Puan vermedi·104 syf.··
2025 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 16:09
Detaylar, tıpkı bir Paul Auster romanı -­yakınımsı bir hisle başlıyor. Yazar, bir sanrının içinde — yüksek ateşli bir yatakta, rafında bulduğu kitabın içindeki eski bir mesajla karşılaşarak— hayatında iz bırakmış insanları ve ilişkilerin dönüm noktası olan hatıralarını kaleme alıyor. Hayat tam da bu noktada: kendine yeniden bakabilmek için yaşadığın detayları hatırlaman gerek mesajınu veriyor. Hikâyede özellikle 80’li/90’lı yılların bireye bakışına dair etkileyici örnekler yer alıyor; sosyal medyanın olmadığı, milenyum öncesi döneme ait farklı bir toplumsal algı hissediliyor. Bir başkasına yakından bakmak, kendi hayatının nerede başladığına dair ipuçları veriyor. Yapısal olarak, kitap dört portre üzerinden ilerliyor: Johanna, Niki, Alejandro ve Birgitte. Bu kişiler anlatıcının çevresinde belirleyici izler bırakmış. Yazar, büyük hareketlerden çok “küçük anlar”, “bakışlar”, unutulmuş telefon rehberleri ya da kaybolan arkadaşlar” üzerine yoğunlaşmış. Detaylar, hayatın haritası haline geliyor. Zaman çizgisel değil; hatıralar geçmişten bugüne akıyor, rüya hâlinde bir bilinç akışı gibi.
DetaylarIa Genberg · İthaki Yayınları · 20251,333 okunma
Duygusal Bir Poetika
Puan vermedi·160 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 23:30
Çağdaş Alman edebiyatının en incelikli yazarlarından Judith Hermann, Birbirimize Her Şeyi Söyleyebilirdik ile okuru kendi "yazı laboratuvarına" davet ediyor. Bu kitap; roman, anı ve edebi deneme arasında gezinen melez bir metin. Merkezinde ise tek bir soru var: Bir hikâye nasıl doğar? ​Hermann, kendi hayatından yola çıkarak yazma eyleminin kökenlerine iniyor. Bir psikanalistle yaptığı seansları, "büyük suskun" babasıyla olan karmaşık ilişkisini ve orta yaşın getirdiği dostlukları ve kayıpları, kurgu ile gerçeğin sınırlarını bulanıklaştırarak anlatıyor. ​Kitabın başlığı, metnin melankolik tonunu belirliyor: "Söyleyebilirdik" ama söyleyemedik. Hermann, kelimelerden çok, o kelimelerin arasındaki boşluklara ve sessizliklere odaklanıyor. Minimalist ve ritmik diliyle, olaylardan çok o olayların bıraktığı "hissi" aktarıyor. ​Birbirimize Her Şeyi Söyleyebilirdik, hafızanın nasıl kurgulandığına, yazarın kendi hayatını nasıl bir "ham maddeye" dönüştürdüğüne ve bizi asıl tanımlayan şeyin çoğu zaman "söylenmeyenler" olduğuna dair yoğun ve atmosferik bir sorgulama.
1000Kitap
Birbirimize Her Şeyi SöyleyebilirdikJudith Hermann · Sia Kitap · 2025592 okunma
Bir Filizlenme Öğretisi.
Puan vermedi·116 syf.··
2025 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 01:30
Öncelikle hayatınızda sevdiğiniz, yürekten sevdiğiniz Kadınları düşünün. Onlarla kurduğumuz görünmez bağları, yitip gitmiş hayaller ormanında bir yabani otun içine ilişmiş, hayatını yaşayamayan Kadınları. Tanıdık geldi mi? Anneniz, büyükanneniz belki de siz. Türkan işte tüm dünyanın kıyısında dolaşan Kadınların Arasında anlatılacak bir mitsel öykü adeta. Eşini kaybettikten sonra sarı karavanla bir zeytinliğe doğru yelken alan bir üveyik kuşu. Niye üveyik? Ürkek. Hepimiz gibi. Hisleri dolu dolu. Umudu,umutsuzluğu, yarım kalmışlığını tanımlayamaması. Sevdiğini düşündüğünü eşinin geçmişinde sığıntı bazen. Şefkatli görünmezlik aslında evliliği. Yola çıktığı andan itibaren kendisini adım adım izliyor Türkan. Ah canım Türkan. Ne çok ihtiyacın varmış, şöyle oturup kendini karşıdan izlemeye. Kendini bulmaya. Çiçeklenmeler yalnızca Kadınların kendi Arasında konuştuğu bir dil, imge, ortak bir mit. Bir kadının bir erkeğin aşkından aşk sandığı sığınmalarından çıkıp, çırılçıplak kendiyle kaldığı bir uyanış hikayesi. Kabilemi buldum dedi Türkan. Buldum işte. Biraz da böyledir hayat. Anlamlı ve umutlu yaşamak için saklanmak gerekir. Türkan Orhan'ın bile kendine itiraf edemediği başkaca ilişkilerin içinde yer alan küçük bir kız çocuğu. Annesi kardeşini doğururken hayatını kaybetmiş. Böylece bir yanı da onunla gitmiş. Sonrası hep kendini kabullendirmekle geçen bir ürkek ruh hikayesi. Çocukken sevilmeyenlerin ortak derdi işte. İnsan, kendini tanıma yoluna girsin yeter ki o zaman dağ olup uzaklaşır geçmişinden. Kendini izler, dinler, durdurur, yatıştırır aniden Evren de kulak verir bu değişime. Bir eşlikçi, bir sohbet, bir uğraş, bir bebek, bir sevgili, bir bardak çay, bir minik sıpanın gözlerinde, bir zeytinliğin gizli bahçelerinde, bir belik örgünün dalgalanan
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
Reklam