Oğulcan

Oğulcan
@fiyasko
10/10
·160 syf.·
2016 5. kitabı
Raif efendide tam olarak kendimi buldum ben. Etrafındakilere karşı tepkisiz, herkesle geçiniyor gibi gözüken ama aslında kimseyle geçinemeyen, halinden kimse anlamayacak diye içine atarak yaşamını sürdüren birisi... Harika betimlemeler ve karakterlerin iç dünyasını tamamıyla dışa vurmasıyla, anlatım ve akıcılık da tavan yapmıştır. Kitabın sonu hakkındaki düşüncelerim spoiler içermektedir. Bu bölümde olanlardan çok olmasını istediğim sonu devam ettirdim kendi çapımda. (Kızın annesini tanımadığını kabul ettim) Sonunda nasıl böyle biter diyip devam etmek istedim, Kürk Mantolu Madonna portresini kafamda canlandırırken düşüncelere daldım. Kendimi Raif Efendinin yerine koymaya çalışırken bir anda kendimi trende az önce kızım olduğunu öğrendiğim on yaşındaki kızın yanında oturuyor halde buldum evet gidiyordum hayatımın aşkını bulduğum kente dönüyordum. Ardımda bunca yıldır taşıdığım yükü adeta sorumluluk olarak gördüğüm her şeyi ardımda bırakıyordum. Berline gidip Maria'dan kalan en güzel şeyle yaşamımı sürdürmek istedim. Onunla beraber sergi alanına gidip Kürk Mantolu kadını seyre dalmak istiyordum. Acaba neden orada olduğumuzu neden bu portreye baktığımızı merak edip soracak mı yoksa o da benim gibi resimde kendinden bir şeyler bulup saatlerce olduğu yerde çakılı mı kalacaktı? Sonuç: Sabahattin Alinin ilk defa bir eserini okudum ve akıcıklık, kitabın sonuna kadar süren merak duygusu beni kitaba hayran bıraktı. Eğer körelen aşk duygularınız varsa veya birine karşı bir şey hissettiğiniz halde açılamıyor ona nasıl davranmanız gerektiğini bilmiyorsanız merak etmeyin; bu kitap sayesinde körelen duygularınız alevlenecek, izlemeniz gereken adımlarda adeta bir rehber olacaktır. Alın okuyun, okutun...
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Halbuki şimdi her şey değişmişti. Bu kadının resmini gördüğüm andan beri geçen birkaç hafta içinde, ömrümün bütün senelerinden daha çok yaşadığımı hissediyordum. Her günüm, her saatim, uyuduğum zamanlar bile dopdoluydu. Bana sadece yorgunluk veren uzuvlarımın değil, ruhumun da yaşamaya başladığını, içimde, haberim olmadan bekleşen üstü örtülü derin tarafların da birdenbire meydana çıkarak bana fevkalade cazip, kıymetli manzaralar arz ettiklerini görüyordum.
Sayfa 86 - Yapı Kredi Yayınları
Neden her şey ikilemde bırakır insanı? Neden çekiniriz başkalarından? Neden konuşmak yerine içimize atmayı tercih ederiz? Birilerine güvenmek neden bu kadar zor? Neden?
Kesin olan bir şey vardı: Ertesi gün kız kendisini görmese, bunun farkına bile varmazdı: Kız için bütün günler birbirinin aynıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar.
Sayfa 44 - Can Yayınlar