kitapta bahsedilen logoterapinin günümüzde diğer terapilere nazaran daha efektif ve gerekli olduğunu düşünüyorum. son dönem terapileri insanın travmalarından iyileşmesine fazla odaklanmasından kaynaklı olarak iyileşme yerine daha çok travmaya odaklanmasına ve artık insan gelişimine katkı sağlamaktansa geçmişi veya başkalarını suçlamaya hizmet etmeye başladı.
bahsedilen suç oranlarının, intiharların, depresyonlarının artmasının nedeninin yüksek oranda anlam eksikliğinden kaynaklı olmasının da göz önüne serilmesini oldukça sevdim.
kitabın büyük kısmı toplama kampı deneyimlerini içeriyor, her yeni şartta hep yeni bir anlam bulunabileceği vurgulanmak istemiş fakat bunun ütopik bir şey olduğu da aşikar. bu derece iyimserliğin, (yazarın deyimiyle “nevrotik iyimserliğin”) savunulduğu gibi her zaman iyi olacağı kısmına katılmıyorum bir noktada insanı asıl felç edecek düşünce yapısı da bu olacaktır.
genel olarak bakıldığında popülaritesini hakedecek derecede hayat değiştirici ve çok farklı bir bakış açısı sunan bir kitap olduğunu düşünmüyorum. 21. yüzyılın büyük krizlerinden olan anlam krizi için yardımcı olacağı düşünülerek başlanılan fakat kitapta da bahsedildiği gibi net bir anlam vermeden “insanın kendi hikayesi” olduğuna vurgu yapmakla kalmış.