Hazza gelince, etrafımızı her yandan sarsa ve her kanaldan aksa ve tatlı sözleriyle ruhumuzu yumuşatıp arka arkaya sıraladığı o sözlerle bizi yönlendirse, hepimizi veya bazılarımızı kışkırtsa, içinde insanlık namına bir şey kalmış ölümlülerden hangisi gece gündüz hazla gıdıklanmak ister veya zihnini gözardı ederek kendini tümüyle bedenine verir?
Bir insan kendi ruhuna derin bir nefes alma ve kendine çekilme imkanı tanırsa, (ah bu insana nasıl da işkence gibi gelir!) gerçeği kabullenecek ve şunu diyecek: “Şu ana dek ne yaptıysam, hiçbirinin gerçek olmamasını dilerdim, söylediklerimi yeniden düşününce, konuşmamış olanlara imreniyorum, ettiğim her duanın düşmanlarımın bedduasına dönüştüğünü düşünüyorum; ey iyi tanrılar korktuğum ne varsa, hepsi arzuladığımdan çok daha önemsizdi!”