İnsanların dünyanın her yerinde dert çektiğini ve ancak sınırlı sayıda insanın mutlu olduğunu, kendim yaşayarak değil de binlerce kitap okuyarak mı öğreneceğim?
Ben tanrılara benzemediğimi hissediyorum. Ben ancak ve ancak, toprağı eşerek beslenen ve yolcunun ayakları altında mahvolup giden bir solucana benziyorum. Beni bulunduğum yere hapseden, bu yüksek duvarı bana daraltan, toz toprak değil midir? Beni sıkıp rahatsız eden, şu tahtakurusu yuvasındaki binlerce eski ve işe yaramaz eşya değil mi?