Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Akşamüstünün gölgeli bir saatinde, yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşacağımız, omuzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayacağımız bir omuzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında, tanıyabiliyor muyuz onu? Değerini biliyor; biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?
Seni yaşamak benden de beri
Ellerin sıcak, zıddı-zemheri
Leylak kokulu teninde bulunur ancak bu aşk-ı bedayi
Cemre düşer hep güldüğün yere
Evim sen oldun artık bir kere
Noksanlığın kabusu bile, diri rüyamızın gölgesinde