soleil

soleil
@fleurtriste
人生の退屈
bu uzun kaybolmalar gecesinde sen varsın, ben varım, özlemin var; bir deniz kenarı düşüncesinde hürriyetin belki sessiz bir duygulanma içindesin gökyüzünde ağan bulutlara baktıkça bakmak gelir gözlerinden bir çimenli toprak parçası, bir demet çiçek özlemekten daha özlenesi bir duyguyu senden alır, bana verir.
Reklam
ne yaptım ben, ne yaptım sarı saçı sevgilim? acı çektirsin istemedim sana bu şiirim. yaşatmayı ummuştum seni sonsuza kadar; felaketten başka ne getirdim?
senden uzak kalışım uzun bir kışa benzer: çarçabuk geçen yılın lezzetinden ayrılık duyduğum ürpertiler gördüğüm kara günler dört bir yanımda köhne çırılçıplak aralık! gel gör ki bu seferki ayrılık yazın oldu: gebedir güz bekliyor bir bereketli artış bahar çapkınlığının canlı yüküyle doldu ıssız rahimler gibi kocalardan dul kalmış; ama benim gözümde bu hoş gürbüz yavrucak daha doğmadan öksüz babadan yoksun eser; yaz ve yazın lezzeti sana bağlıdır ancak sen uzakta kalınca kuşlar sesini keser. kuşlar şakısa bile ruhlara kasvet dolar kış yaklaşıyor diye bütün yapraklar solar.
gün biter gülüşün kalır bende anılar gibi sürüklenir bulutlar ömrümüz ayrılıklar toplamıdır yarım kalan bir şiir belki de sığındığım her yer adınla anılır ben girerim, sokağı devriyeler basar bir de gülüşün eklenir kimliğime
“eğer bir çeşit tanrı varsa, herhangi birimizde, sende ya da ben de değil de aradaki küçük alanda olurdu. bu dünyada sihir diye bir şey varsa bu, birini anlamak, bir şeyi paylaşmak çabası olmalı.” ─ before sunrise