"(...) ve böylece bazıları anlar ki, asıl olan birdir ve bir esastır. fakat nedense bir'i yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. iki lanet bir sayıdır, kendine yetmez, hep üçe koşar ve sonra sil baştan."
ben, "müzeyyen" filminden ağzı yanmış biri olarak, kuyruğu ele güne karşı dik tutmak zorunda kalmayacağım, mahremiyetime kimsenin ulaşamayacağı bir yere doğru koşturacaktım.
"hikâye," dedim, "gel seninle anlaşalım. sen yarım kal, adını da yarım kalan hikâye koyalım."
"sen zaten neyi tamam ettin ki?" dedi bana.
"adlında, tam diye bir şey yoktur," dedim, "her tam, bir ūst yarımın alt basamağıdır. yani yarım da bir bütündür."