desnoyers, mahşerin dört atlısını ve argensola'nın onu rusla tanıştırmadan önce anlattığı her şeyi anımsadı.
— kan -dedi neşeyle-. göğün tümü kana kesmiş... mahşer ejderhası ölümcül darbeyi yemiş işte. yakında ölümüne tanık olacağız.
tchernoff da gülümsedi, ama gülüşü hüzünlüydü.
— hayır; ejderha ölmez. insanoğluna sonsuza değin eşlik eder o. her yanından kanlar fışkırarak kırk yıl saklanır... altmış yıl saklanır... yüz yıl saklanır, sonunda yeniden ortaya çıkar. isteyebileceğimizin en fazlası yarasının uzun sürmesi, uzun süre saklanması ve bizim anımızı hâlâ taşıyacak olan kuşakların onu asla görmemeleridir.
"kim bilir, belki de karşında tanıdık yüzler bulursun. insan her zaman ailesini seçemiyor. öteki tarafta senin kanından kimseler var. onlardan birine rastlarsan... hiç tereddüt etme, bas tetiğe! senin düşmanındır. vur gitsin! vur gitsin!.."
hemen hepsi dini bütün protestanlar ya da katoliklerdi; gel gelelim yalnız kendi ülkelerinin papazlarına inanıyorlardı. almanya'dan dışarıya adım atar atmaz gördükleri her şeyi küçümsüyorlardı, kendi dinlerini bile.
" (...) sen yaşa. yaşamanı yeğlerim, başkasının olsan da. ben var olduğunu bileyim, seni arada sırada şöyle bir göreyim, beni unutmuş olsan da, beni tanımıyormuş gibi kayıtsızca geçsen de yanımdan. "
"senin hükümdarlığın sona erdi. yakışıklı çocuk olmak para etmiyor artık. şimdi ben, sırtıma bir üniforma geçirip göğsüme bir madalya taksam, aşk rekabetinde seni yenerim."