"Ütopya" tam anlamıyla "iyi yer" demek olan Antik Yunanca sözcüktür. Ancak mesela Sofokles veya Homeros'la sohbet ederken bu sözcüğü kullansaydınız, size tuhaf gözlerle bakabilirlerdi. Ütopya sözcüğü 16. yüzyılda İngiliz Sir Thomas More tarafından türetildi. More, her şeyin mükemmel olduğu
bir dünyayı tasvir eden öyküsüne bu adı vermişti. Birkaç yıl sonra VIII.
Henry'nin yaptığı evlilik düzenlemesine karşı çıktığı için başının kesilerek
idam edilmesi, yaşadığı ülkenin hiç de mükemmel olmadığının ispatıydı
20. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle imparatorluk travmatik biçimde birdenbire dağıldı. Ülkeler birbiri ardına bağımsızlığını talep etti ve kazandı. Britanya en son 1982'de deniz aşırı topraklarını savunmak için savaştı. Güney Atlantik'teki Falkland Adaları, bir Ingiliz köyünden biraz daha fazla nüfusa sahipti. Bu küçük takımada uğruna yapılan savaştan hiçbir destan çıkmadı.
Hardy'nin öğrencisi D. H. Lawrence'ın Gökkuşağı [The Rainbow] romanının ilk baskısı 1915 yılında mahkeme kararıyla yakıldı. Roman, cinselliği son derece şiirsel ama bugün bakıldığında tamamen zararsız bir biçimde ve bir tek müstehcen sözcük bile kullanmadan tasvir ediyordu. Lawrence savaştan sonra İngiltere'den ayrıldı ve hiç geri dönmedi.
E. M. Forster birçok büyük roman yazıp yayımladı. Yaklaşık 1913'te yazdığı M aurice adlı roman ise elden ele yayıldı ama yayımlanamadı. Roman açıktan açığa yazarın kendi eşcinselliği hakkındaydı. Yazarının ölümünden sonra 1971
yılında sadece tarihsel bir ilgiyle yayımlanabildi.
Thomas Hardy 1895'te Adsız Sansız Bir Jude [Jude the Obscure] romanı Wakefield Piskoposu tarafından yakılınca yazmayı tamamen bıraktı ve hayatının son otuz yılında kendi halinde şiirler yayımladı.