"Neyi tutsam, neye elimi atsam bir yerim kanadı, yırtıldı, imrenilecek bir yazgım oldu, zihnimde ve kalbimde kurduğum acının bileşkesinde her gece kalp çarpıntısıyla uyumaya çalıştım, yorgun bir köleyim artık, kalbi tarafından yorgunlukla cezalandırılmış bir köle. Çoktan vardım artık sessizliğin hazlarına, içimdeki gökyüzünün umutsuz bucaklarına. Şimdi dingin rıhtımlarda uzak ülkelerin, bilmediğim ülkelerin özlemini çekiyorum, çocuksu koşuşlarımı arkama alıp uzaklaşmak istiyorum. Ruhumun içinde boğulan tüm hazlardan kaçıyorum, arzularımın salgınlık ürettiği tüm heyecanlardan uzaklaşıyorum, bezgin düşmüş bakışlarımdan ayrılıyorum. Yine bir üzüntüden sonra doğacağım, bir köprünün altında uyanacağım."
"Her şey devam ederken delirebilirsin, sitem
edebilirsin, varoluşuna bela okuyabilirsin, yanı başında olanları anlamayabilirsin, mutsuz kalabilirsin ama son sahnede her şeyi geride bırakmalı insan, sokağa çıkmalı ve yoluna bakmalı yahut bir deniz yolculuğu
düşünmeli, gemiyle kaçmalı, dalgaları izleyerek uzaklaşmalı."
"Garip bir cilveydi bu, körü körüne inandığın, yapmak istediğin şeyleri yaptıktan sonra pişmanlık duymak. Evet, gerçekten garip bir cilveydi bu. Hepimizin hayatının bir anında mutlaka bulunan bir gerçekti bu."
"Belki de onu anlayanlara özel bir dünyaydı matematik, bize göre değildi. Bizim farklı bir dünyamız vardı, birilerine göre aptalların dünyası ama diğerlerine göre her şeyden uzak bir dünya, saf bir dünya."