Uçakta Stockholm'ü ilk gördüğümde bir yanımız karanlık gece, bir yanımız kızıl gün batımıydı.
Yaşama amacı kalmamış gövdemi dünyanın uzak bir köşesine götürüyordum.
İçime bir şey tıkanmıştı, bunun ne olduğunu anlatamıyorum, karanlıktan başka söz gelmiyor aklıma. Bir karanlık tıkanmıştı, boğazıma kadar beton dökülmüş gibi kaskatıydım.