Onlar birbirlerini alıyorlardı. Aynı şiddet dilini konuşmaya alışkındılar.
Bölünmüş bir dünyada, sağduyulu kalmaya çalışan ve herhangi bir takıma girmeyen adama duyulan kuşku, sonunda o insanın çarmıha gerilmesiyle sonuçlanıyordu.
Adam bir gün bu yönümü yakalayacak ve bana "Kötülük de iyilik de şartlara bağlı delikanlı" diyecekti. "Belki de benim yerimde olsan sen de aynı şeyleri yapardın."
Cinsellik komik ve saçmaydı, ama sadece o değildi böyle olan; yemek de saçmaydı, içmek de, bunlara ait törenler de, masa süsleri de, ideolojiler de, politika da, spor da, basın da, edebiyat da, aşk da... Her şey ama her şey saçma sapandı. Değişimden önce uğruna canımı verebileceğim birçok şey, iğrenç bir bulaşık suyuydu artık. İçimdeki karanlık, beni yaşayanlar dünyasına yaklaştırmıyordu.
Köpek olduğum yıllarda hepsini yapmıştım, hem de fazla fazla; ama bu beni felakete götürmüştü. Ölümün kıyısına gelmiştim. Ölümün kıyısı, ölümün kendisinden daha feci bir şeydir, bunu yaşayarak öğrendim. Bağlanmalar yüzünden aklımı kaçırmanın kıyısında dolaşmıştım uzun süre. İçime karanlık yerleşmişti: Bir türlü söküp atamadığım, kusamadığım, çıkaramadığım bir koyu karanlık.