bibliyo.filiz.m

Puan vermedi·184 syf.··
2025 27. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2025 16:29
Rüyalar mı yaşamı yönetiyor, yaşam mı rüyalara yön veriyor? Devletler çaresiz kaldığında metafiziğe yönelir mi? İnsan gördüğü rüyadan dolayı cezalandırılır mı? Köprülü ailesinin Osmanlıdaki rolü ne? Bürokrasinin soğuk ve tekinsiz koridorlarında neler oluyor? Arnavutluk edebiyatından #ismailkadare ile tanıştığım kitap. Arnavut yazar Kadare’nin gerçeğin izlerinden yola çıkarak distopik bir kurmacayla yarattığı imparatorlukta (Osmanlının gerileme dönemi olarak yorumlanmış hep) Rüyalar Sarayı adlı kurum üzerinden ülkenin her yerinden gelen rüyaların tasnifi ve yorumlanması ana içeriği oluşturuyor. Sarayın kasvetli koridorları bürokrasinin soğuk ve tekinsiz koridorları gibi. Ana kahraman Mark Alem ile bu koridorlarda geziniyoruz. Sarayda işe başladıktan sonra gerçek yaşamdan uzaklaşmasını ve ikisi arasındaki sıkışmışlığı görüyoruz. Silik, kendi halinde, çekingen doğu ile batının ortasında kalmış bir karakter. Mark Alem, Köprülü ailesinden ve ailenin nüfuzu sayesinde bu sarayda işe başlıyor ve kendi bile nasıl olduğuna anlam veremeden terfi ediyor. Bürokrasinin gücü. Yazar Arnavut, Köprülü ailesi Arnavut. Burada Osmanlı üzerinde etkisi büyük olan Köprülü ailesinin entrikalarını da yazarın Türkler ve Osmanlılar hakkındaki duygu ve düşüncelerini de hissediyorsunuz. Yazarın rüyalar sarayı fikrini ve anlatımını çok beğendim. Akıcı, sıkmayan tatlış tatlış okunan bir dili var. Bu güzel fikre ve anlatıma göre doyurucu bir içerik ve olaylar kurgusu beklentim oldu. Maalesef kitap öylece bitiverdi ve olay örgüsü zayıftı. Bu üzdü. Yazarın kitabı yayımlandıktan sonra rejimle başı derde girmiş ve yazar sığınmacı olarak Fransa’ya gitmiş. İsmail Kadare’nin Arnavutluk edebiyatında önemli bir isim olduğunu öğrendim. Ben birkaç kitabını daha okumak isterim. İlgisi olanlara tavsiye
Rüyalar Sarayıİsmail Kadare · Jaguar Kitap · 2022430 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Tutkular veya karanlık düşünceler, felaketler, ayaklanmalar ya da suçlar kendilerini göstermeden önce gölgelerini muhakkak yansıtırlar.”
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 16:25
“Annem kendi kendisini bulabilmek için, dünyaya açılmak istemişti. Babamla ben de dört yaşında oğlu olan bir kadının kendini bulması için artık zamanın gelmekte olduğunu kabul etmiş hatta bu konuda onu desteklemiştik. Ama hiç anlayamadığım şey, kendini bulmak için neden ille de gitmesi gerektiğiydi. Neden bu işi Arendal’daki evimizde halledemiyordu? Ya da hiç olmazsa, Kristiansand’a bir gezi yapmakla yetinemez miydi sanki? Kendini bulmak isteyen herkese tavsiyem, bulundukları yerde kalmalarıdır. Yoksa kendilerini hepten kaybetme tehlikesi çok büyüktür.” Yukarıdaki alıntıdan anlaşılacağı üzere romanı bir çocuğun -Hans Thomas- bakış açısından okuyoruz. Jostein Gaarder, genellikle romanlarını bu şekilde yazıyor. Belki de o unuttuğumuz çocuk gözümüzle, kalbimizle yaşadığımız dünyaya bakmayı anımsatmak istiyor. Kendini arayan kadın ve yıllar sonra onu bulmak için Norveç’ten Atina’ya yolculuğa çıkan baba oğulun yaşadıkları ve aralarında geçen anlamlı sohbetler gerçek zaman düzlemindeki anlatı. Bir de Hans’ın benzin istasyonunda karşılaştığı gizemli bir cücenin ona büyüteç vermesiyle başlayan fantastik anlatı var. Mor gazoz ve büyülü adanın hikayesi… İskambil kartlarının vücut bulmuş halleri … ve elbette Joker … İskambil kartlarının oyun kartı olması dışındaki sembolik anlamları neler? Tüm bunların Hans ve ailesiyle ilişkisi ne? Bu iç içe geçmiş iki katmanlılık, gizem ve felsefi yön romanı zenginleştirmiş ve daha derin bir anlam yüklemiş. (Düşündüm de film uyarlaması güzel olurdu.) İskambil Kağıtlarının Esrarı, Sofi’nin Dünyası’nda olduğu gibi felsefi bir içeriğe sahip ama ondan farklı olarak filozoflardan ve teorilerden açıkça bahsetmiyor. Felsefeyi romanın dokusuna ilmek ilmek işlemiş. Eser, Gaarder’a Norveçli Eleştirmenler Edebiyat Ödülü’nü kazandırmış. (1990) Kitabı
İskambil Kağıtlarının EsrarıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 20221,281 okunma
“… Ben, biz insanların çok zeki, örneğin uzayın ve atomların yapısını inceleyebilecek kadar zeki olduğumuz halde, kendi hakkımızda pek bir şey bilmememizi tuhaf buluyordum. Babamın cevabı bana o kadar akıllıca geldi ki onu burada kelimesi kelimesine aktarabileceğimi sanıyorum: Eğer beynimiz, onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, dedi ve tam burada durdu biraz, o zaman öyle aptal olurduk ki yine anlayamazdık onu. Bunu uzun düşündüm. Sonunda, sorumun yanıtı olabilecek hemen her şeyi içerdiği sonucuna vardım. Babam devam etti sözlerine: Örneğin, bizimkinden çok daha basit yapıda beyinler var. Bir solucanın beyninin nasıl işlediğini anlayabiliyoruz mesela, en azından büyük ölçüde. Solucanın kendisi anlayamaz bunu, çünkü beyni fazla basittir bu iş için …”