“… bir Joker’in hala dünyayı dolaştığından eminim. Dünyada durgunluğa hiç izin vermeyecek o. Her zaman ve her yerde deli şapkası ve şıngırdayan çıngıraklarıyla küçük bir deli çıkabilir ortaya. Ve gözlerimizin ta içine bakıp sorar:
-Kimiz biz? Nereden geliyoruz?”
- “Eğer bizi yaratan bir Tanrı varsa onun gözünde bizler, bir bakıma yapay varlıklar sayılırız. Gevezelik ederiz, dalaşırız, dövüşürüz. Birbirimizden ayrılırız ve ölürüz. Anlıyor musun? Acayip zekiyizdir, atom bombaları, aya giden füzeler yaparız. Ama hiçbirimiz nereden geldiğimizi sormayız. Buradayız ya sırık gibi bu bize yeter."
-Onun için mi gülüyor Tanrı bize?
- Elbette. Eğer biz kendimiz yapay bir insan üretebilseydik Hans Thomas, sonra bu yapay insan başlasaydı ahkam kesmeye -örneğin borsa ya da at yarışları hakkında- ve en basit ama en önemli soruyu, yani kendisinin nasıl ortaya çıktığını hiç sormasaydı işte o zaman biz de katıla katıla gülerdik muhakkak."
“Bir keresinde bir Rus kozmonotuyla
bir beyin cerrahı Hıristiyanlık konusunu tartışmışlardı. Cerrah Hıristiyandı ama kozmonot değildi.
- “Ben birçok kez uzaya çıktım.” diye övündü kozmonot. “Ama bir tek meleğe bile rastlamadım.”
Beyin cerrahı önce şöyle bir baktı ona sonra,
- “Ben de birçok akıllı insanın beynini ameliyat ettim.” dedi. “Ama bir tek düşünceye bile rastlamadım.”