"Eskiden beri varlığını sürdüren mistik bir anlayışa göre, insanlığın gösterdiği her bireyleşme gayreti tüm insanların ortak bilinçdışındaki, yani yok edicinin oturduğu yerdeki karanlığı da değiştirir. Jung bir keresinde insanlar bilinçlendikçe Tanrı'nın da daha bilinçli hale geldiğini söylemişti. İnsanların kendi kişisel iblislerini gün ışığına çıkmaya zorladıklarında Tanrı'nın karanlık yanına da ışık tuttuklarını düşünüyordu."
"Bir kadın, hayatındaki yıkımlardan saklanmaya çalışabilir ama kanama (hayat enerjisinin kaybolması) yok edicinin neden orada olduğunu anlayana ve onu denetim altına alana kadar sürecektir."
"Uygun soruyu sormak dönüşümün en önemli eylemidir: Masallarda, çözümlemede ve bireyleşmede. Anahtar soru, bilincin filizlenmesine zemin hazırlar. Uygun bir şekle giren soru, her zaman arkada neler olup bittiğini dair temel bir meraktan çıkar. Sorular psişenin gizli kapılarının dönerek açılmasını sağlayan anahtarlardır."
"Tek bir insanda, hepsi kendi değer, amaç ve araçlarına sahip bir sürü başka varlık mevcuttur.
Bazı psikolojik yaklaşımlar bu varlıkları yakalayıp onları saymamızı, adlandırmamızı, çaresizlik içinde sürünürcesine yürüyen köleler haline gelene kadar onları boyunduruk altında tutmamızı önerir. Ama bunu yapmak bir kadının gözlerindeki vahşi ışıkların dansını aksatacaktır; onun kızgın şimşeğini kesintiye uğratacak ve tüm kıvılcımlarını söndürecektir.
Bizim işimiz kadınların doğal güzelliklerini bozmak değil, içlerindeki sanatçılar yaratabilsin, sevgililer sevsin, şifacılar şifa versin diye bütün bu varlıklar için vahşi bir kırsal alan inşa etmektir."
"Şarkıya, insanın asıl şarkısına karar verene kadar sorulacak kimi yerli yerinde sorular şunlardır:
Ruh sesime ne oldu?
Hayatımın gömülmüş kemikleri nelerdir?
İçgüdüsel Benlikle ilişkim ne durumdadır?
En son ne zaman özgürce koşmuştum?
Hayatı tekrar nasıl canlı kılarım?
La Loba (Vahşi Kurt) nereye gitti?"