"Yaşamak da zaten budur. Oysa sen sende "ol!" denmiş olan kim bilmiyorsun. Bir çakma kimlikte her gün oradan oraya savruluyorsun. Anlaman lazım burada ya kendin olursun ya yok olursun. Kendinden başka bir şey olamaz; ancak ortada sürüklenen, tanımlanamayan bir yokluk olursun. Sen yok isen senin bir yaşamın nasıl olur? İşte bak yoklukta debelenip duruyorsun. Kendine gel! Kendine... Gel!"
"Bırak artık kendine kılıç sallamayı, bırak kılıç olarak başkalarını kullanmayı. Yol bu değil, kurban asla kazanamaz bunu unutma! Kurban olma. Kurban etme yaşamını bu aptal kandırmacaya."
" Onun yüzünden diye bir şey gerçekte yoktur. Onun yüzünden demek gerçekte o kim ise kendini yok etmek için o kişiyi kullanma gayretindir. Kendine olan nefretinin sonucunu, kendini sabote edişini ve yok sayışını bir kez daha zafer çığlıkları atarak ortaya koyma çabandır. Onun yüzünden değil...Her zaman senin kendini bu kendilik nefretine kurban etmen yüzünden..."
"Sahi kaç kişi var konuşan kafamda? Kimler tartışıyor orada sabahtan akşama? Ben hangisiyim bu kavga eden ve çelişen taraflar arasında? Bu seslerden biri "ben" olmalı. Hangisi "ben" bir bilsem sahip çıkacağım ona. Belki kuvvetleneceğim ve yeneceğim diğerini...
Delilik kendini yitirmekse ben işte tam bu halde değil miyim? Kim olduklarını bilmediğim farklı yargıları benimsemiş sesler içimde kavgaya tutuşmuş, ben hangisiyim?"